Sultan II.Abdülhamid Han Hz. Türbesi

Sultan II.Abdülhamid Han Hz. Türbesi Cennet Mekân Sultan II.Abdulhamid Han Hz. Türbe-i Şerifi...
Sultanahmed - Çemberlitaş... Tarihe „Ulu Hakan“ olarak geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu´ nun 34.

Ulu Hakan...

Cennet Mekân Sultan II.Abdulhamid Han 21 Eylül 1842 yılında İstanbul´ da doğdu. Padişahı ve 113. İslam Halifesidir. Babası Sultan Abdülmecid Han, annesi çerkez milletinden Tir- i Müjgan Kadınefendi´ dir. Sultan II. Abdülhamid Han henüz 10 yaşında iken Tir- i Müjgan Kadınefendi´ nin Hakk´ ın rahmetine kavuşmasıyla babasının diğer bir hatunu Piristü Kadınefendi tarafından yetiştirildi.

Ayrıca babasının vefatıyla Osmanlı Mülküne Padişah olan amcası Sutan Abdülaziz Han yeğeninin eğitimiyle yakından ilgilendi. Bu alaka neticesinde Sultan Abdülaziz Han Avrupa Seyahati sırasında O´ nu da beraberinde götürdü. Abdülhamid Han 31 Ağustos 1876 yılında padişah ilan edilip Sahabe´ nin büyüklerinden Eyüp el- Ensari hazretlerinin huzurunda kılıç kuşandı. (Osmanlı geleneklerine göre padişah olan kimselerin Eyüp Sultan türbesinde kılıç kuşanmaları bir kanundu.) Böylece 33 yıllık mücadele dolu iktidar ve siyaset hayatı başlamış oldu. Hükümdarlığı sırasında, Sultan II. Abdülhamid Han, herkesi, şahsiyetinin istikrarı ve siyasi basiretiyle şaşırttı. Hırslı vezirler ve paşalar, Sultan Abdülhamid Han´ ı, menfaatleri için kullanılmasının mümkün olmayışını keşif etmeleriyle sukut-u hayale uğradılar. Uluslararası arenada ise avrupa devletleri, hükümdarları Sultan Abdülhamid Han´ ın siyasi dehası karşısında aciz kaldılar; memleketin daha çok dış borca girmesi için avrupalılar tarafından yapılan teşebbüslere Sultan Abdülhamid mani oluyordu, bu konuda ne teşvik edilmesi ne kandırılması mümkündü. Zira, İmparatorluğun daha çok dış borca girmesi, Osmanlı Mülkünü mahvedecek ve devletin avrupalı devletler tarafından idare edilmesine neden olacaktı. Sultan Abdülhamid Han´ ın hedefi: Osmanlı devletini modern dünyayla mücadele edecek bir yapıyı tesis edip yenilemekti. Buna Osmanlı Devletini yeniden kurmak denebilir. Bu yenilenme ekonomik güce dayanmalıydı, bunun için birçok atılım yaptı. Entellektüel müesseselerin Kuran- ı Kerim´ le uyumlu çalışması O´ nun en büyük hedefi idi, bu hedeflerine 30 yılı aşkın gayretiyle, mücadelesiyle ulaştı. Fakat bu başarı O´ nu tahtan indirilmesine sebep oldu. Hükümdarlığı boyunca, birçok iftiraya maruz kaldı, ağabeyi Sultan Murad´ dan tahtı zorla almakla suçlandı. Nitekim düşmanları galip geldi, Nisan 1909´ da tahttan indirilip Selanik´ e gönderildi. Alatin Köşkü´ ne hapsedildi. Tahttan indirilmesi İslam Kanunlarına uygun değildi. Bu perspektiften bakıldığında meşru son İslam Halifesidir. (Bundan dolayı Osmanlı tahtı ve hilafet için kendi oğlu Şehzade Selim Ahmed Arabi´ yi atamıştır. İslam kanunlarına göre halifenin kendisinden sonra gelecek kimseyi atama yetkisi vardır.) Abdülhamid Han tahttan indirildikten sonra ülke başını Enver, Talat ve Cemal paşaların çektiği Jöntürkler tarafından kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti´ nin denetimi altında kaldı ve Osmanlı tahtına birçok kaide ve kanun ihlal edilerek Sultan Reşad oturtuldu. Bu, uzun Osmanlı tarihinde henüz emsali görülmemiş bir durumdu. Ayrıca ihtilalcilerin acımasız tehditlerine rağmen, Sultan Abdülhamid Han, şahsi servetinin büyük bir parçasını, devletin ekonomisini idare etmekte acizliklerinden dolayı mali sıkıntıda olan Jöntürkler´ e vermeyi red etti. Bu buhran, entrika döneminde Sultan II. Abdülhamid Han´ ın hanımlarından İran Kaçar Prensesi Seniha Zılli Sultan´ dan 9. oğlu Şehzade Selim Ahmed doğdu.
Şehzade Selim Ahmed Arabi´ nin doğumunu manevi bir işaret olarak kabul eden Sultan Abdülhamid Hanj Jöntürkler´ e istedikleri meblağı verdi. (Prenses Nadin Sultan´ ın bu konu hakkındaki görüşü: Sultan Abdülhamid Han, saltanatının sonunda bir oğlanın doğumu, İmparatorluğa artık hükmeden Jöntürkler´ e, imparatorluğun iyiliği için maddi yardımda bulunmayı ilahi bir emir olarak görmüş olabilir.)
1912 yılında Selanik yunanlara karşı yapılan bir savaştan sonra kaybedildi, Selanik´ in kaybedilmesiyle Sultan Abdülhamid Han İstanbul´ a tekrar getirildi ve Beylerbeyi Sarayı´ nda ikamete mecbur edildi. Sultan Abdülhamid Han en küçük oğlu Şehzade Selim Ahmed Arabi´ yi yanına aldırdı ve eğitimiyle bizzat ilgilendi. Sultan Abdülhamid Han hayatının son yıllarında Cenab-I Allah´ ın iradesini yanlış anlamış olabileceğini düşünüp İmparatorluğun O´ na en muhtaç olduğu zamanda, tahttan indirilmesine izin vermiş olmasından dolayı izdırap çekti. Ulu Hakan, Cennetmekan Sultan Abdülhamid Han 1918 senesinin 10 Şubat’ında Beylerbeyi Sarayı´ nda hayata gözlerini yumdu, Divan yolundaki Sultan Mahmud Türbesine, amcası Sultan Abdülaziz ile dedesi İkinci Mahmud’un yanına defnedildi. Vefatında 75 yaşını 4 ay geçiyordu. Cenazesinde en hareketli aleyhtarlarının bile ağladığı söylenir.

13/08/2026

HAYIRLI CUMALAR...

İmam Zeynü’l-Âbidin (R.A) Ramazan ayının gecelerini genelde ibadet etmekle geçirirdi ve sahur vakti olunca şu duâyı okurdu...

Ey Rabbim; sana yönelen, keremine sığınan ihsan ve nimetlerini tanıyan bir kulun olarak kapına gelmişim. Sensin affını günahkârlara çok görmeyen cömert. Fazlın eksilmez ve rahmetin azalmaz. Biz, senin kadim ve ezeli affına, sonsuz lütuf ve rahmetine güveniyoruz. Ey Rabbim; acaba bizimle, sana olan umut ve beklentimizin aksine mi muamele edeceksin?! Veya, umutlarımızı boşa mı çıkaracaksın?! Hayır! Kesinlikle. Ey Rabbim! Senin hakkında böyle bir zanna sahip değiliz ve senin dergahına olan umudumuz bu değildir.

Senden arzu ve beklentimiz çok büyüktür. Sana karşı günah işledik, ama arzumuz günahlarımızı örtmendir. Seni çağırdık, ümidimiz duamıza icabet etmendir. Arzumuzu gerçekleştir, ey mevlamız! Yaptıklarımızın karşısında neye müstahak olduğumuzu biliyoruz. Ama sen halimizi biliyorsun. Biz de biliyoruz ki, sen katından bizleri eli boş geri çevirmezsin. Biz senin rahmetine layık olmasak da, sen, sonsuz lütfünun gereği bize ve günahkârlara ihsanda bulunmaya layıksın. Layık olduğun şeyin hürmetine bize ihsanda bulun. Bize ihsan ve bağışta bulun; çünkü senin bağışına muhtacız.

Ey çok bağışlayan; senin nurunla hidayete erdik, fazl ve ihsanınla gâni olduk; nimetinle sabahladık ve akşam ettik. Günahlarımız sana aşikârdır. Allahım, senden af diliyoruz ve tekrar sana dönüyoruz. Sen, bize çeşitli nimetler vererek şefkat gösteriyorsun. Biz ise bunun karşısında günah işliyoruz. Senin hayrın daima bize inmektedir, bizim ise fenalığımız sürekli sana gelmektedir. Her zaman kerim bir melek kötü amelimizi senin huzuruna getirir; ama, bu (amelimizin kötü olması) bize, bol bol zahirî ve batinî nimetler vermene engel olmuyor. Her şeyden münezzehsin. Yarattığında ve tekrar dirilttiğinde hilmin, keremin ve lütfün sonsuzdur. İsimlerin mukaddestir, medhin yücedir. Tüm eser ve nişanelerin güzeldir. Allahım! Senin lütuf ve hilmin o kadar büyük ve çoktur ki, asla beni hatalarım ve kötü işlerimle değerlendirmezsin.Ey Mevlam! Ey mevlam!Ey Mevlam! Bağışla bizi; bağışla bizi; bağışla bizi.

Allahım, bizi, kendini anmaya muvaffak et. Gazabından aman ver, azabından uzak eyle, bahşişlerinden bize de nasip eyle. Bize, evini (Ka’beyi) ve Peygamber’inin kabrinin ziyaretini nasip eyle; salat, rahmet, mağfiret ve hoşnutluğun ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun. Muhakkak ki sen -kullarına- yakın ve onların duâlarına icabet edensin. Her yaptığımızı kendin için itaat kıl. Bizi, kendi dininin ve Peygamber’inin (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun.) sünneti üzerine öldür.

Beni ve anne-babamı bağışla. Onlara merhamet et. Beni onlar büyüttü; hakkımdaki ihsanlarına karşı onlara ihsanda bulun, Onların günahlarını bağışla.

Mü’min erkekleri ve kadınları, onların dirilerini ve ölülerini bağışla. Bizleri hayır işlerde onlara takipçi kıl.

Allahım, dirimizi, ölümüzü, huzurda olanımızı ve olmayanımızı, erkeğimizi, kadınımızı, küçüğümüzü, büyüğümüzü, efendimizi ve kölemizi (bunların hepsini) affet. Allah’dan dönenler yalan dediler ve onlar zor bir sapıklığa düştüler ve onlar açık bir hüsrana uğradılar.

Allahım; Muhammed’e ve Muhammed’in Ehl-i Beyt’ine salat et. İşimi hayırla sonuçlandır. Önemli dünya ve ahiret işlerimde bana yardımcı ol. Bana acımayanı, bana musallat etme. Kendi katından bana daima bir koruyucu nasip eyle. Verdiğin güzel nimetleri elimden alma. Kendi lütuf ve kereminden bol, helal ve temiz rızık bana nasip eyle.

Allahım; beni korumana al, her beladan koru ve beni kendin himaye et. Bu yıl ve her yıl bana kendi evinin (Ka’be’nin) ziyaretini nasip eyle. Peygamber’inin kabrinin ziyaretini ve İmamların ziyaretini (Allah’ın salat ve selamı onlara olsun) nasip eyle. Ey Rabbim; o kutsal ve şerefli yerlerde bulunmaktan beni mahrum bırakma.

Allahım; bana, bir daha günah etmemek üzere tövbe etmeği nasip eyle. Kalbime, iyi iş yapmayı ilham eyle; iyi olana amel etmeyi, gece, gündüz ve beni yaşattığın sürece senden korkmayı, bana nasip eyle, ey alemlerin Rabbi!

Allahım; ne zaman sana ibadet etmeğe hazırlandımsa ve namaz kılmak için sana yöneldimse bana dalgınlık ve uyku verdin, sana yalvarış ve münacat halini benden aldın. -Allahım- neden böyle bir duruma düştüm? Ne zaman ıslah olduğumu ve tövbe edenlerin toplantılarına katılmaya yakın olduğumu sandımsa azmimi kıran ve sana kulluk etmeğe engel olan önemli bir hadiseyle karşı karşıya kaldım. Ey mevlam yoksa beni kapından kovmuş ve hizmetinden kenara mı itmişsin?

Belki de, senin hakkını hafife aldığımı gördüğün için beni kendinden uzaklaştırmışsın. Veya senden yüz çevirdiğimi gördüğün için bana gazap etmiş veya beni yalancılardan sayıp da teveccühünden atmışsın veya nimetlerinin şükrünü yerine getirmeyen bir kul olduğumu gördüğün için beni mahrum etmişsin veya alimlerin toplantısından uzak olduğum için beni aşağılamış veya beni gafillerden sayıp dolayısıyla rahmetinden ümidimi kesmişsin. Veya başı boş insanların toplantılarına meyil ettiğimi görüp beni onlara dost kılmışsın veya benim duâmı işitmek istemediğin için beni dergahından uzaklaştırmışsın veya suçum, günahım ve senden utanmadığım için beni cezalandırmışsın. Ey Rabbim! Eğer beni affetsen bu sana yaraşır; nitekim, benden önce nice günahkârları sen affettin. Çünkü -Ey Rabbim- senin lütuf ve keremin günah işleyen kulları cezalandırmaktan daha yücedir; ben de senin lütfüne sığınıyorum. Gazabından senin merhametine doğru kaçıyorum. Affın hakkında iyi kanaate sahip olana mağfiretin muhakkaktır.

Allahım! senin fazl ve hilmin o kadar büyük ve geniştir ki, hiç bir zaman beni amel ve günahımdan dolayı aşağılamazsın. Ey Mevlam! Ben neyim ve değerim nedir ki?!Ey Mevlam! Lütuf ve keremin hürmetine beni bağışla. Kusurlarımı ört. Zatının azameti hürmetine günahımdan geç.

…Ey Mevlam! Ben, senin büyüttüğün küçüğüm; ilim bahşettiğin cahilim; hidayet ettiğin yolunu kaybedenim; yücelttiğin hakirim; güvence verdiğin korkanım; doyurduğun aç ve suya kandırdığın susamışım; giyindirdiğin çıplağım; zenginleştirdiğin fakirim; güçlendirdiğin zayıfım; aziz ettiğin zelilim; şifa verdiğin hastayım; bağışta bulunduğun dilenciyim; günahını örttüğün günahkârım; hatasını bağışladığın hatakârım; (neslini) çoğalttığın azım; yardım ettiğin mustazafım; huzuruna kabul ettiğin kovulmuşum.

Ey Rabbim! Ben, gizlide senden hayâ etmeyen utanıp çekinmeyen, açıkta seni gözetmeyen zavallıyım. Ben, büyük musibetler sahibiyim. Ben, Mevlasına karşı çıkan cüretkârım. Ben, gökyüzünün güçlü Rabbine isyan eden biriyim. Ben, büyük günah yolunda malını harcayanım. Ben, büyük günahlara doğru koşanım. Bana mühlet verdin, kendime gelmedim. Günahlarımı örttün, çekinmedim. Günah işlemekte haddi aştım. Beni gözünden düşürdün, yine kendime gelmedim. Ama sen hilminle bana mühlet verdin; kereminle kusurlarımı örttün; bana karşı kusurlarımı hiç görmemiş gibi davrandın; benden hayâ ediyormuşsun gibi günahlarımın azabını benden uzaklaştırdın.

Allah’ım! Günah işlediğim zaman, senin Rablığını inkâr ederek, emrini hafife alarak, azabına göğüs gererek, tehdidini umursamayarak günah işlemedim. Bir hataydı oldu; nefsim onu bana güzel gösterdi; heva ve hevesim bana galip geldi; bedbahtlığım buna yardımcı oldu. Diğer taraftan kusurlarımı örtmene, aldandım. Böylece, sana isyan ettim, emrine muhalefete kalkıştım. Şimdi senin azabından kim kurtaracak beni?! Yarın davacılarımdan kim koruyacak beni?! Eğer tutunacağım ipi çekip koparırsan, kimin ipine tutunurum ben?! Amel defterimin açılacağı gün vay benim halime! Eğer kerem ve sonsuz rahmetine ümit etmeseydim ve rahmetinden ümit kesmemi yasaklamamış olsaydın, yaptıklarımı hatırladığımda tamamen ümitsizliğe kapılırdım, ey çağırılanların en hayırlısı ve ey ümit edilenlerin en üstünü!

Allah’ım! İslam’a olan bağlılığımla sana yöneliyorum. Kur’an’ın hürmetine sana güveniyorum. Ümmî, Kureyşî, Haşimî, Arabî, Tihamî, Mekkî ve Medenî olan Peygamber’in aşkına, sana yaklaşmayı ümit ediyorum. O halde, imanla olan tanışıklığımı yabancılığa çevirme. Mükâfatımı, senden başkasına ibadet eden kimsenin mükâfatı gibi kılma. Çünkü insanlardan bir grup, kanlarının dökülmesini önlemek için dilleriyle iman ettiler ve arzuladıklarına kavuştular. Biz ise, bizi bağışlayasın diye sana dilimiz ve kalbimizle iman ettik. Öyleyse bizi de arzuladığımıza kavuştur; sana olan ümidimizi kalbimizde sabitleştir; bizi hidayete kavuşturduktan sonra kalbimizi saptırma ve kendi katından bize bir rahmet ihsan et; şüphesiz sen, bol ihsan sahibisin.

Andolsun izzetine, kalbime ilham olan bilgiye dayanarak senin kerem ve geniş rahmet sahibi olduğunu bildiğim için, beni kovsan dahi, kapından ayrılmam ve sana yalvarmaktan vazgeçmem. Kul, mevlasından başka kime gidebilir?! Yaratılan, kendisini yaratandan başka kime sığınabilir?! Allah’ım! Beni (kıyamet günü) ağır zincirlere vurup insanların arasında ihsanını benden kessen, insanların gözlerini kusurlarımı görmeye açsan, ateşe sürüklenmemi emretsen ve benimle iyi kulların arasında ayrılık düşürsen, yine de senden ümit kesmem; affına olan ümidimden vazgeçmem; senin sevgin hiçbir zaman kalbimden çıkmaz. Ben, hiçbir zaman verdiğin nimet ve ihsanlarını ve dünyada kusurlarımı örtmeni unutmam.

Ey Mevlam! Dünya sevgisini kalbimden çıkar. Beni, peygamberlerinin sonuncusu Muhammed Mustafa -Allah’ın salatı ona ve âline olsun- ve yarattıklarının içinden seçtiğin Ehl-i Beyt’iyle bir araya getir. Beni, tövbe ehli ve gerçekten sana yönelenlerin makamına ulaştır. Beni kendi halime ağlamaya muvaffak eyle. Gerçekten ömrümü boş şeyler ve boş arzularla geçirdim. Nefsimin hayrından ümit kesenlerin durumuna düştüm. Bu halimle kabre intikal edecek olursam, hali benden daha kötü olan kim olabilir?! Orayı, rahatlayabileceğim bir yer olarak hazırlamış değilim; salih amelle orada yatmak için bir sergi sermiş değilim. Nasıl ağlamayayım?! Oysa gidişimin nereye varacağını bilmiyorum; nefsimin beni aldattığını, günlerimin beni yanılttığını ve ölümün (kartal gibi) başım üzerinde kanat açtığını görüyorum. O halde, neden ağlamayayım?! Ruhumun bedenden ayrılacağı ana ağlıyorum! Kabrimin karanlığına ağlıyorum! Lâhdimin (mezarımın) darlığına ağlıyorum! Münker ve Nekir’in beni sorguya çekecekleri ana ağlıyorum! Kabirden çıplak, zelil ve yaptıklarımın ağır yükünü sırtımda taşıdığım bir vaziyette çıkacağım ana ağlıyorum! O gün (şaşkınlık içerisinde) bazen sağıma ve bazen de soluma bakacağım. O gün herkes kendi işiyle meşgul olacaktır. O gün herkesin kendine yeter bir işi vardır. Nice yüzler o gün parıl parıl parlar, güler, sevinir. Ve nice yüzler o gün toz toprakla bulanır, üstlerine bir karanlık çöker ve zillet kaplar.

Ey Mevlam! Güvenim, itimadım, ümidim ve tevekkülüm sanadır; bağlılığım senin rahmetinedir. Sen dilediğini rahmetine ulaştırırsın ve sevdiğini kerametinle doğru yola iletirsin. Kalbimi şirkten temizlediğin için sana hamd olsun; dilimi seni anmaya açtığın için sana hamd olsun. Bu kusurlu dilimle sana şükredebilir miyim?! Her ne kadar iyi ameller yapmaya çalışsam da senin rızanı kazanabilir miyim?! Ey Rabbim! Şükrünün karşısında dilimin kıymeti ne ki?! İhsan ve nimetlerinin karşısında amelimin değeri ne ki?!

Allah’ım! Bahşiş ve keremin beni ümitlendirmiştir; lütuf ve keremin amelimin kabul olmasına sebep olmuştur. Ey Mevlam! Yönelişim sanadır; korkum sendendir ve ümidim sanadır. Ümidim, beni sana getirmiştir. Ey Yegane Mevlam! Himmetimi sana bağladım; senin katındakine yönelmişim; en samimi ümidim sanadır; en gerçek korkum sendendir; sevgim seninle tanışıktır; elim sana doğru uzanmıştır ve korkum sana itaat etme ipine bağlanmıştır…

CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN..

ABDULHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU...

06/08/2026

HAYIRLI CUMALAR....

İmam Zeynü’l-Âbidin (R.A)Ramazan ayının gecelerini genelde ibadet etmekle geçirirdi ve sahur vakti olunca şu duâyı okurdu...

Ey Mevlam! Seni anmakla kalbim dirilmiştir. Seni çağırmakla korkunun acısını kendimden uzaklaştırmışım. Ey Mevlam, ey umudum ve ey en son isteğim! Benimle, daima senin itaatinde olmama engel olan günahlarımın arasına ayrılık düşür. Sana olan her zamanki ümidim ve üzerine farz kıldığın şefkat ve rahmetine olan büyük ihtirasımdan dolayı hacetimi senden istiyorum. Hüküm senindir; ortağın yoktur. Yaratıklarının hepsi senin rızkınla rızıklanmakta ve senin yed-i kudretindedirler. Her şey senin karşında boyun eğmektedir. Pek yücesin, ey âlemlerin Rabbi!

Allah’ım! Hüccetim kesilip delilsiz kalacağım, dilimin sana cevap vermekten âciz kalacağı ve sorgulaman karşısında aklımın karışacağı gün (kıyamet günü) bana acı. Ey büyük ümidim! En çok muhtaç olduğum zaman (kıyamet gününde) kereminden beni mahrum eyleme. Cehaletimden dolayı beni katından kovma. Sabrımın azlığından dolayı lütfünü benden kesme. Fakir olduğum için bana ihsan eyle. Güçsüz olduğum için bana merhamet et. Ey Mevlam! İtimadım, güvenim, ümidim ve tevekkülüm sanadır. Bağlılığım senin rahmetinedir. Muhtaçlık yükümü senin ihsan kapına indiriyorum. Senin kerem ve bağışını göz önünde bulundurarak hacetimi sana bildiriyorum. Ey Rabbim! Keremini ümit ederek sana yakarıyorum. İhtiyacımın giderilmesini senin katında umuyorum. Fakirliğimi senin zenginliğinle gidermek istiyorum. Senin affınla ayakta duruyorum. Senin kerem ve bahşişine göz dikiyorum. Bana ihsanda bulunmanı umuyorum. O halde, beni ateşte yakma; sensin benim ümidim. Beni cehenneme yerleştirme; sensin benim gözümün ışığı.

Ey Mevlam! İhsanına olan iyi kanââtimi boşa çıkarma; gerçekten güvenebileceğim tek sığınak sensin. Benim fakir olduğumu (senin lütfüne muhtaç olduğumu) çok iyi bildiğin halde katındaki sevaptan beni mahrum eyleme. Allah’ım! Ecelim yaklaşmış da amelim beni sana yakınlaştırmamışsa, günahımı itiraf edişimi özür dilememe vesile kılıyorum. Allah’ım! Eğer affedecek olursan, affetmeye senden layık kim var?! Ve eğer azaplandırırsan, hükümde senden daha adil kim var? Bu dünyada garipliğime, ölüm anında kederime, kabirde yalnızlığıma ve lâhitte tenhalığıma merhamet et. Hesap vermek için huzuruna vardığımda zelilliğime acı. İnsanların bilmediği günahlarımı bağışla. Her zaman kusurlarımı ört. Ölüm döşeğine düştüğümde, dostlar başıma toplanıp beni sağa sola hareket ettirdiklerinde bana merhamet et. Gusül için yatırılıp salih komşularım tarafından sağa sola çevrildiğimde bana lütufta bulun. Cenazem akrabalarım tarafından taşındığında bana merhamet et. Bu dünyadan ayrıldığımda ve senin huzuruna varmak için tek başıma kabre koyulduğumda bana ihsanda bulun. Yeni evimde (kabirde) garipliğime (yalnızlığıma) acı ki senden başkasına menus olmayayım.

Ey Mevlam! Beni kendi başıma bırakacak olursan, helak olurum. Ey Mevlam! Hatalarımı bağışlamadığın takdirde kime sığınabilirim?! Ölüm döşeğinde senin lütfünle ulaşamadığım takdirde kime yakarabilirim?! Kederimi gidermediğin takdirde kime iltica edebilirim?!Ey Mevlam! Senden başka kimsem yok benim. Eğer sen bana merhamet etmezsen, kim bana merhamet eder?! Yoksulluk günümde, senin fazl ve ihsanın beni kapsamına almazsa, kimin fazl ve ihsanını ümit edebilirim?! Ecelim yetiştiğinde günahlarımın affı için hangi kapıyı çalabilirim?!

Ey Mevlam! Sana ümit bağladığım halde beni azabına duçar etme. Allah’ım! ümidimi gerçekleştir ve korkumu güvene çevir. Günahlarımın çokluğundan dolayı sadece senin affını ümit ediyorum. Ey Mevlam! Hakketmediğim şeyi senden istiyorum. Çünkü sen takva ve mağfiret ehlisin (senden çekinilmeli ve senin affına sığınılmalıdır); öyleyse beni affet. Lütfünden bana kötü yönlerimi örtecek bir elbise giyindir. Hatalarımı bir daha onlardan dolayı hesaba çekilmemek üzere bağışla. Şüphesiz, senin ihsanın kadimdir; affın büyüktür ve büyüklüğünle kullarının hatalarından geçersin. Allah’ım! Sen bir kerimsin ki, ihsanın istemeyenlere ve hatta Rabliğini inkâra kalkışanlara bile daima ulaşır. Öyleyse Ey Mevlam! Hacetini senden isteyeni, yaratan ve işleri tedbir edenin yalnız sen olduğuna inananı kapından nasıl boş çevirirsin?! Bereket sendendir; sen yücesin ey âlemlerin Rabbi. Ey Mevlam! Âciz kulun senin kapına gelmiştir. Muhtaçlık onu senin huzuruna getirmiştir. Dua etmekle senin ihsan kapını çalıyorum. Lütuf ve keremin hürmetine benden yüz çevirme. Dile getirdiklerimi kabul buyur. Seni çağırdığım gibi beni reddetmeyeceğini umuyorum. Çünkü senin çok şefkat ve rahmet sahibi olduğunu biliyorum. Allah’ım! Sen, hacetini isteyene ihsanda bulunmaktan yorulmayan bir kerimsin ve bu senden bir şeyi eksiltmez. Sen, kendin vasfettiğin gibisin ve bizim vasfımızdan çok yücesin.

Allah’ım! Senden güzel sabır, yakın kurtuluş, doğru konuşan dil ve büyük mükâfat istiyorum. Ey Rabbim! Bildiğim ve bilmediğim her hayrı senden istiyorum. Allah’ım! Senden salih kullarının istedikleri şeylerin en hayırlısını istiyorum. Ey kendisine el açılanların en hayırlısı ve ey bahşiş edenlerin en cömerdi! Kendim, ailem, annem, babam, çocuklarım, yakınlarım ve din kardeşlerimle ilgili isteklerimi gerçekleştir. Yaşayışımı güzel kıl. Yiğitlik vasfını bende aşikâr et. Bütün hallerimi ıslah et. Beni ömrü uzun, ameli iyi, nimetini kendisine tamamladığın, kendisinden hoşnut olduğun ve baştan başa mutluluk, keramet ve rahatlık dolu temiz bir hayatla yaşattığın kimselerden kıl; sen dilediğini yaparsın. Senden başkası her istediğini yapamaz. Allah’ım! Beni kendi tarafından özel bir şekilde anılmaya layık kıl. Geceler ve gündüzler sana yakın olmak için yaptığım amelleri riya, gösteriş ve duyulup övülme tutkusundan uzak tut. Beni senin karşında eğilen ve huşu eden kullarından eyle. Allah’ım! Razkımı bol, vatanımı emniyetli kıl. Ailemi, evladımı ve mal varlığımı benim için göz aydınlığı ve sevinç vesilesi kıl. Bana verdiğin nimetleri elimden alma. Cismime sağlık ve bedenime kuvvet, dinime sağlık ver. Beni yaşattığın müddetçe kendi itaatine ve elçin Muhammed’in -Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun- itaatine muvaffak eyle. Beni kendi katından indirdiğin her çeşit hayır ve bereketten fazlasıyla nasibini alan kullarından kıl. Beni (özellikle) Kadir gecesinde indirdiğin hayır ve bereketten en çok nasibini alan kullarından eyle. Her yıl kullarına indirdiğin rahmet ve giydirdiğin afiyet giysisinden bana da nasip eyle. Beni, üzerlerinden belaları kaldırdığın, iyi amellerini kabul buyurduğun ve fenalıklarına göz yumduğun kullarından eyle. Bu yıl ve her yıl bana, Beyt-i Haram’ı (Kâbe’yi) ziyareti nasip eyle. Ve sonsuz fazlından bana bol rızk ver.

Ey Mevlam! Tüm fenalıkları benden defet. Eziklik duymamam için borcumu ve üzerimde olan kul haklarını eda eyle. Bana zulmetmeye kalkışanların, düşmanlarımın ve beni çekemeyenlerin gözlerini ve kulaklarını benden uzaklaştır. Beni onlara galip et. Gözümü ışıklı ve kalbimi mutlu kıl. Hüzün ve kederimi, rahatlık ve ferahlığa çevir. Yaratıklarından, bana kötülük etmeye kalkışanı ayaklarım altına düşür (zelil eyle).

Beni, şeytanın, sultanın ve kötü amellerimin fenalıklarından koru. Beni tüm günahlardan arındır. Lütfünle beni cehennem ateşinden kurtar. Rahmetinle beni cennete götür. Fazlınla cennet hurileriyle evlenmeyi bana nasip et. Beni salih evliyan Muhammed ve onun temiz, üstün ve seçkin Ehl-i Beyt’iyle birlikte mahşur eyle. Salat ve selamın onlara, onların bedenlerine ve ruhlarına olsun. Allah’ım ve Mevlam! Andolsun izzet ve celaline, eğer beni günahlarımdan dolayı hesaba çekecek olursan, ben de senin affını öne sürerim. Eğer beni cimriliğimden dolayı hesaba çekecek olursan, ben de senin keremine sığınırım. Eğer beni ateşe atarsan, ben yine cehennem ehline seni sevdiğimi söylerim.

Allah’ım ve Mevlam! Eğer mağfiretin itaat ehli ve evliyana has olursa, günahkârlar kime yakarsınlar?! Sadık kimselerden başka hiç kimseye ikram ve ihsan etmeyecek olursan, kötü insanlar kime sığınsınlar? Allah’ım! Eğer beni cehenneme atacak olursan, buna düşmanın (şeytan) sevinir. Ve eğer beni cennete götürürsen, buna Peygamber’in sevinir. Allah’a andolsun, Peygamber’inin sevinmesinin düşmanının sevinmesinden sana daha sevimli olduğunu biliyorum. Allah’ım! Kalbimi sana sevgi, senden korku, kitabına tasdik, sana iman ve sana kavuşma sevinci ile doldurmanı niyaz ediyorum; ey celal ve ikram sahibi!

Sana kavuşmayı bana sevimli kıl ve benim de sana varmamı kendine sevimli kıl. Sana vardığımda bana esenlik, kurtuluş ve keramet nasip et. Allah’ım! Beni geçmiş salihlere kavuştur ve kalan salihlerden eyle; salihlerin yolundan gitmeyi bana nasip et. Salihleri kendi nefislerine galip eylediğin gibi beni de kendi nefsime galip et.

Amelimi en iyi şekilde sonuçlandır. Rahmetinle amelimin mükafatını cennet kıl. Beni, bana verdiğin şeylerden razı olduğun şekilde yararlanmaya muvaffak eyle. Bana dinde sebat ver. Ey Rabbim! Beni kurtardığın fenalığa bir daha döndürme. Ey âlemlerin Rabbi Allah’ım! Senden ancak, sana kavuşmakla sonuçlanan bir iman gücü istiyorum. Beni yaşattığın sürece böyle bir imanla yaşat, böyle bir imanla öldür ve böyle bir imanla mahşur et. Amelimde ihlaslı olmam için kalbimi dininde riyadan, şüpheden ve duyulup övülme tutkusundan uzak tut. Allah’ım! Bana dinini kavrama, hükmünü ve ilmini anlama kabiliyeti, rahmetinden iki kanat ve günahlardan sakınma gücü ver.

Nurunla yüzümü ak et. Katında olana beni rağbetli kıl. Beni kendi yolunda ve Peygamber’inin dini üzerine öldür. Allah’ın salat ve selamı ona ve onun Ehl-i Beyt’ine olsun. Allah’ım! Tembellikten, yorgunluktan, hüzünden, korkudan, cimrilikten, gafletten, katı kalplilikten, zilletten, düşkünlükten, fakirlikten, her türlü beladan, gizli ve açık kötülüklerden sana sığınırım. Kanaat etmeyen nefisten, doymayan karından, huşu etmeyen kalpten, kabul olunmayan duadan, faydası olmayan amelden sana sığınırım. Ey Rabbim! Nefsim, dinim, dünyam ve bana verdiğin tüm nimetler hususunda, rahmetinden kovulmuş olan Şeytan’ın şerrinden sana sığınıyorum. Muhakkak sen işiten ve bilensin. Allah’ım! Senin gazabından hiç kimse kurtaramaz beni. Senden başka sığınılacak birini bulamıyorum. Bu durumda, beni azabının hiçbir çeşidine duçar eyleme. Beni helakete ve acı azabına doğru sürükleme. Allah’ım! (Amellerimi) Benden kabul eyle. Ad ve şanımı yücelt. Günahlarımı dök. Hatalarımla beni anma. Meclisimin sevabını, konuşma ve duamın mükâfatını kendi rızan ve cennetin kıl.

Senden istediklerimin hepsini bana ver ey Rabbim! Fazl ve rahmetini bana artır. Benim sana rağbetim çoktur, ey âlemlerin Rabbi! Allah’ım! Sen Kitabında, haksızlık yapanı affetmemizi buyurmuşsun. Gerçekten biz kendimize zulmettik; o halde bizi affet. Şüphesiz sen affetmeye bizden daha layıksın. Sen bize, dilenciyi kapımızdan boş çevirmememizi emrettin. Ben de bir dilenci olarak kapına geldim; hacetimi vermeden beni geri çevirme. Bize, elimizin altında olanlara iyilik yapmamızı emrettin. Biz de senin kullarınınız; bizi cehennem ateşinden kurtar. Ey kederli anımda sığınağım! Ey zor anlarımda elimden tutan! Sana sığındım ve senden yardım diledim. Senden başkasına sığınmıyorum; senden başkasından kurtuluş ummuyorum. O halde, bana yardımcı ol ve kederlerimi kalbimden gider. Ey esirleri kurtaran ve ey çok günahları affeden! Az itaatimi kabul eyle ve çok günahlarımı bağışla. Sensin merhametli ve çok bağışlayan. Allah’ım! Senden, kalbimden hiçbir zaman çıkmayan kâmil ve sabit bir iman, hakkımdaki takdirlerinden başka hiçbir şeyin bana ulaşamayacağını bilmeme sebep olacak kâmil bir yakîn niyaz ediyorum. Hayatımda bana verdiğin şeylere beni razı ve hoşnut eyle; ey merhametlilerin en merhametlisi!

Açıklama:

İmanlı kardeşlerimiz! Ruhunuzda bir kararma hissedip de kalp temizliği için Ehl-i Beyt (a.s) tarafından gelen meşru bir yol aradığınızda, ariflerin göz nuru olan bu duayı okumayı size tavsiye ediyoruz. Elbette bu dua sadece Ramazan ayının seher (sahur) vakitlerine has bir dua değildir, insan Rabbine yakarmak istediği her zaman ve mekanda masum bir imamın ağzından çıkan bu sözlerle Rabbine yakarabilir.

İmam Zeyn’el Abidin aleyhisselam’dan nakledilen bu mübarek duânın tam metni, Ehl-i Beyt’en gelen hadis ve duâları nakleden hadis ve duâ kitaplarında mevcuttur. bkz Biharu’l-Envar c. 92, s. 82.)

CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN...

SELAM VE DUA İLE VESSELAM...
ABDULHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU...

18/06/2026

HAYIRLI CUMALAR....

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla;

Allah’ım, günahlarım beni dilsiz etti.İsyanlarımın çokluğu beni mahcup etti. Şiddetli gaflet sesimi kıstı. Rahmet kapını çalıyor ve efendim dayanağım olan Şeyh Abdül Kadir Geylâni nin Sence makbül ve kapıcın yanında tanınan sesiyle, mağfiret kapında durarak şöyle sesleniyorum:

Ey rahmeti her şeyi kaplayan! Ey herşeyin iç yüzü ve hükümranlığı elinde olan!

Ey kendisine hiçbir şey zarar vermeyen, kendisine hiç bir şey fayda sağlamayan, Kendisini hiç bir şey mağlup edemeyen, Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, Kendisinden hiçbir şey ağır gelmeyen, hiçbir şeyden yardım beklemeyen, hiçbir şey Kendisini başka bir şeyle meşgul olmasından alıkoymayan, hiçbir şey kendisine benzemeyen, hiçbir şey kendisini âciz bırakamayan Allah’ım!

Benim her şeyimi bağışla. Öyle ki beni hesaba çekeceğin hiçbir şey kalmasın.

Ey her şeyin dizgini elinde, her şeyin anahtarı yanında olan! Ey hiçbir şey yokken var olan! Ey her şeyden sonra da varlığı devam eden! Ey her şeyin üstünde varlığı zâhir olan! Ey her şeyden başka ve Bâtın olan! Ey her şeyi emri altında bulunduran Allah’ım!

Benim bütün günahlarımı bağışla, şüphesiz Senin her şeye gücün yeter.

Ey herşeyi bilen, herşeyi kuşatan, herşeyi gören, her şeye şahit olan, herşeyi gözetip kontrol eden, her şeye lütufta bulunan, her şeyden haberdar olan Allah’ım!

Bütün günah ve hatalarımı bağışla! Öyle ki, beni hesaba çekeceğin hiçbir şey kalmasın. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

Allah’ım senden ayrı yaşamaktan ve bayağı arzularımdan, Senin celâlinin izzetine, izzetinin celâline, saltanatının kudretine, kudretinin saltanatına sığınırım.

Ey dergâhına sığınanları koruyan Allah’ım. Beni şeytani arzulardan koru, beşeri kirlerden temizle, Peygamberin olan Hz. Muhammed’in (a.s.m ) candan sevgisini nâsip ederek, gaflet pasından cehâletten gelen evhamlardan uzaklaştır. Öyle ki benlik ve enaniyet tamamen yok olup her şeyim Allah için, Allah adına, Allah yolunda ve Allah tarafından olsun. Böylece Allah’ın nîmeti sayesinde ihsan deryâsına dalsın, Allah’ın kılınçlarıyla yardıma mahzar olsun, Allah’ın inayetiyle memnun olsun, Allah’tan alıkoyan her şeyden Allah’ın himayesiyle korunmuş olsun!

Ey nûrların nûru! Ey sırları bilen! Ey gece ve gündüzü döndüren. Ey herşeyi elinde bulunduran Melik! Ey izzet sahibi Aziz! Ey düşmanlarına galip gelen Kahhâr! Ey sonsuz merhamet sahibi! Ey sonsuz şefkat sahibi! Ey günahları affeden! Gaybleri çok iyi bilen! Ey kalb ve gözleri halden hâle çeviren! Ey kusurları örten! Ey günahları bağışlayan! Günahlarımı bağışla! Çareleri daralan, yüzüne karşı kapılar kapanan, Hak ehlinin yolunda yürümesi güçleşen, ömür günleri tükendiği halde nefsi gaflet, günah faydasız amel sahalarında başıboş yaşamaya devam eden kuluna merhamet et! Ey dua edildiğinde cevap veren ve ey hesabı çabuk gören! Ey keremi bol ve kullarına bağışı çok olan! Hastalığı artan, şifası güçleşen, çaresiz kalan, musibeti fazlalaşan ve senden başka sığınak ve ümidi olmayan kuluna merhamet et!

Allah’ım Kederimi, üzüntümü ve şikâyetimi sadece Sana arz ediyorum! Allah’ım Tek delilim, muhtaç oluşum; hazırlığım elimin boş olması ve çaremin tükenmişliğidir. Allah’ım! Senin cömertlik deryalarından bir damla, benim bütün ihtiyaçlarımı karşılar. Senin af dalgalarından bir zerre bana yeter. Ey yaratıklarına karşı çok şevkatli olan Vedûd! Ey yaratıkları tarafından çok sevilen Vedûd! Ey mahlukatı yoktan yaratan ve onları öldükten sonra yeniden dirilten! Ey dilediğini yapan!

Arşının rükünlerini dolduran Zatının nuru hürmetine, bütün yaratıklarına galip geldiğin kudretin ve herşeyi kuşatan rahmetin hakkı için istiyorum. Senden başka ilâh yok, ey kullarının imdadına koşan Allah’ım bize imdât et! Ömrüm boyunca işlediğim bütün günahlarımı ve dilimin sürçmelerini bağışla. Bunu rahmetinle yap, ey merhamet edenlerin en merhametlisi! Duamızı kabül eyle! Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN..

ABDULHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU

Değerli dostlarımHayırlı Cumalar FETHİ MÜBİNİMİZ MÜBAREK OLSUN......          أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِي...
28/05/2026

Değerli dostlarım
Hayırlı Cumalar

FETHİ MÜBİNİMİZ MÜBAREK OLSUN......



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ • بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ • الْحَمْدُ لله ِرَبِّ اْلعالَمِينً • وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلىَ رَسُولِناَ مُحَمَّدٍ وَ عَلىَ آلِهِ وَ أَصْحاَبِهِ أَجْمَعيِنَ •



Ey bütün kâinatı idare eden, ey bütün canlılara can veren, ey bütün âlemleri terbiyesi altında bulunduran yüce Allah’ım!

Bütün kâinatın diliyle, yarattığın tüm mahlûkatın zerrelerinin sayısınca ve hamd edenlerin hamdleriyle sana hamd ediyor ve bütün kâinatın diliyle; yarattığın tüm mahlûkatın zerrelerinin sayısınca salât ve selâm vericilerin salât ve selâmlarıyla, efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ya salât ve selâm gönderiyoruz.

Ey âlemleri yoktan var eden yüce Rabbimiz! Âlemlerinin içinde bir âlem olarak kapına geldik, bu mübarek Cuma .saatinde, dünyevi meşgalemizi bir tarafa bırakıp; huzurunda sana yöneldik, boynumuzu büktük, kemâli edeple senden istiyoruz bizleri boş çevirme ya Rabbi.

Sen ayetlerinde buyuruyorsun ki:

Ey Muhammed! Kullarım sana beni sorarlarsa, şüphesiz ki ben, onlara çok yakınım. Dua edenin duasını, bana dua ettiği zaman kabul ederim. O halde onlar da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki; doğru yolu bulmuş olsunlar. [2] işte bizler senin bu çağrına imanla icabet ediyor, ısrarla dualarımızın kabulünü istiyoruz.

Ya İlâhel âlemin! Bizi yoktan var eden sensin, sen yaratansın biz kuluz, bunu böyle kabul ediyoruz. Bizi kendine kul kabul eyle ya Rabbi.

İki cihan serverini tanıyor ve peygamberliğine iman ediyoruz, bizi ona ümmet, ondan bize şefaat nasip eyle ya Rabbi.

“İnnemel mü’minune ihvetün” ilkene bağlı kalarak Mü’minleri kardeş biliyoruz, bu kardeşliğe şuur ihsan eyle Ya Rabbi.

Ya Rab! Sevdiklerini bize de sevdir, yerdiklerini bize de yerdir. Dost ve düşmanlarımızı tanıma gayreti ver ya Rabbi.

(Ey) Mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden çeker alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. İyilik senin elindedir. Şüphesiz ki senin her şeye gücün yeter. [3]

Ey Rabbimiz! Biz iman ettik. Öyleyse sen bizim imanımızı bağışla, bizi ateş azabından koru. [4] Ya Rabbi.

Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla! Kalbimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma![5] Bizi ve bizden sonra gelecek olan nesillerimizi de bağışla Ya Rabbi.

Ey Rabbimiz! Bize peygamberlerine vaad ettiğin şeyleri ver, bizi kıyamet günü rezil etme [6] Ya Rabbi.

Rabbimiz! İndirdiğine inandık, elçine uyduk, öyleyse bizi şahitlik edenlerle birlikte yaz. [7]

Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi haktan saptırma, bize kendi tarafından bir rahmet bağışla, şüphesiz ki sen çok bağışlayıcısın [8] bağışla bizi ya Rabbi.

Ey Rabbimiz! Bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz bize gücümüzün yetmeyeceği şeyleri de taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlâ’mızsın, kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et [9] Ya Rabbi.
.....Rabbimiz! Bize dünyada güzel olanı ver, ahirette de güzel olanı ver, bizi ateşin azabından koru [10] Ya Rabbi.

Rabbimiz! Senin ilmin ve rahmetin her şeyi kuşatmıştır. Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennem azabından koru. Rabbimiz! İnananları ve onların babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları kendilerine söz verdiğin devamlı mutluluk cennetlerine koy; şüphesiz güçlü olan, bilge olan ancak sensin. Onları kötülüklerden koru! O gün kötülüklerden kimi korursan, ona şüphesiz rahmet etmiş olursun. İşte büyük kurtuluş da budur. [11] Bizi büyük kurtuluşa nail eyle ya Rabbi.

Hesabın görüleceği günde, bizleri, ana ve babalarımızı, dede ve ninelerimizi, hısım ve akrabalarımızı, sevdiklerimizi ve sevenlerimizi, dost, arkadaş ve yoldaşlarımızı, eş ve çocuklarımızı, bütün akrabalarımızı ve zürriyetlerini, kardeşlerimizi ve sana gönül vermiş bütün bir Ümmet-i Muhammedi bağışla, merhametinle merhametlendir ya Rabbi.

Dünya ve ahiret darlığı çektirme. Sonumuzu hayırlı eyle. Ahir zaman fitnesinden cümlemizi muhafaza eyle. Kabir ve cehennem azabından koru ya Rabbi.

Ya Rabbel âlemin! Âlemlerinin içinde sana yöneldik, senden başkasına yöneltme ya Rabbi. Bizleri ve Müslümanların yaşadığı her beldeyi; savaş, deprem, yangın, sel, fırtına, açlık, kıtlık, kuraklık, akla hayale gelmez her tür belâ ve musibetlerden muhafaza eyle ya Rabbi.

Bizi, bize ve nefsimize bırakma. Şerlilerin şerlerinden, İnsan ve cinlerin kötülüklerinden muhafaza eyle ya Rabbi.

Ey Rahman ve Rahim olan Allah’ım! Dünya Müslümanlarına; akıl, şuur, bilinç ve cesaret ihsan eyle. Dünyayı fitneye boğmak isteyenlere ise fırsat verme ya Rabbi. Müslümanların aleyhinde sinsi plânlar kuranların plânlarını kendi başlarına çal ya Rabbi.

İslâm ve Müslüman düşmanlarını sana havale ediyoruz, bildiğin gibi yap ya Rabbi.

İslam topraklarına ve Müslümanların huzuruna göz dikenlere fırsat verme ya Rabbi! Hiçbir insanın huzurunun bozulmasına ve kurulmuş yuvasının dağılmasına izin verme ya Rabbi!

Şu anda dünyanın çeşitli bölgelerinde senin dininin izzeti için kıyam eden; azgın ve kâfirlere karşı mücadele veren ve bu uğurda canlarını ve mallarını ortaya koyan, Müslüman, muvahhid ve mücahid kardeşlerimizi sahipsiz ve yardımsız bırakma ya Rabbi. Ordularınla Allah’ım, ordularınla kardeşlerimizi destekle, şer güçlerin şerlerinden emin eyle. Ayaklarını yolunda sabit kıl ve Müslümanları muzaffer eyle ya Rabbi.

Ya ilâhel âlemin! Dünyanın her bölgesinde çeşitli felâketlerle zarara uğramış, evlerini ve yakınlarını kaybetmiş, şu anda sefaletle mücadele veren kardeşlerimize tarafından yardım eyle. Acılarını dindir ve üzerlerine sabır yağdır ya Rabbi.

Hastalıklara yakalanmış; şu anda hastahanelerde veya evlerinde senden şifa bekleyen kullarına, Şafi isminin hatırına şifa eyle ya Rabbi.

Borç altında kalan kardeşlerimize borçlarını edada yardımcı ol ya Rabbi. Ümmeti, kul hakkıyla imtihan etme ya Rabbi.

Ey mülkün gerçek sahibi olan Allah’ımız. Fakirlikle mücadele veren ve senden yardım bekleyen kardeşlerimize helâlinden mülkünü esirgeme ya Rabbi.

Hülasa her tür zorluk ve sıkıntılarda bulunan dert sahibi kardeşlerimizin sıkıntı ve dertlerini ortadan kaldır ya Rabbi.

Ya Rabbel Âlemin, ya Rabbel Aradin ve ya Erhem-er Rahimin! Senin dininin izzeti için mücadele verip de; özgürlükleri kısıtlanmış olan din kardeşlerimize sabır vererek; en yakın zamanda hürriyetlerine kavuştur ya Rabbi. Çektiklerini günahlarına keffaret kabul eyle ya Rabbi.

Ey dertlilerin dermanı olan Allah’ım! “Bana dua edenin duasına icabet ederim” diyorsun, dualarımızı karşılıksız bırakma ya Rabbi.

Okumuş ve dinlemiş olduğumuz Kur’an-ı Kerim’den hâsıl olan sevabı; başta Âdem (a.s.)’la efendimiz (s.a.v.) arasında gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin mübarek ruhlarına hediye eyledik, haberdar eyle ya Rabbi. Peygamber efendimiz (s.a.v.) ‘in mübarek ailelerinin, sahabenin, tabiin ve tebe-üt tabiinin, velilerin, sıddıkların, şühedanın, ulemanın, evliyanın, sana inanmış, sana yönelmiş, seni ilâh kabul etmiş ve kıyamete kadar sana iman edecek; tüm Mü’minlerin ruhlarına hediye eyledik, vasıl eyle ya Rabbi.

Ana ve babalarımızın, onlarında ana ve babalarının, bizleri yetiştirmede, büyütüp beslemede az veya çok emeği geçenlerin, senin sevdiklerinin ve seni sevenlerinin ruhlarına hediye eyledik ulaştır ya Rabbi. Yeryüzüne gelmiş geçmiş tüm Mü’minlerin ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi. Bizden sonra kıyamete kadar gelecek olan nesillerimizin de ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi!

Ya Rabbel Âlemin ve ya Erhem-er Rahimin! “Bildiğimiz ve bilmediğimiz her türlü hayırları senden istiyor ve yine bildiğimiz ve bilmediğimiz her türlü şerlerden sana sığınıyoruz.”

İlâhi! ente maksûdi ve rızake matlûbi, maksadımız sensin ve senin rızanı talep ediyoruz. Bizleri senin rızan için yaşayan ve senin rızan için canını ve malını harcayan kullarından eyle.

Ya Malik-ül Mülk olan Allah’ım! Bizi ve neslimizi kovulmuş şeytanın şerrinden koru ve ona götüren bütün yolları kapat. Biz Ümmet-i Muhammed’i, sana ulaşan bütün yolların yolcusu eyle.

Ey kullarına yakın olan Allah’ım! Bizleri kendine yakın kıl.

Ey dualara icabet eden Allah’ım! Ellerimizi boş çevirme.

Ey bütün yolları yaratan Allah’ım! Bizleri dosdoğru olan yoldan, “sıradel müstakim”den ayırma. Kendilerine nimet verdiklerinin yollarına ulaştır! Peygamberlerin, sıddıkların, salihlerin, âlimlerin, şehidlerin ve sevdiklerinin yollarından ayırma. Gazaba uğramışların, dalâlete düşmüşlerin, azgın ve zalimlerin yollarına düşürme ya Rabbi.

Ey imanın sahibi! Ey kalplerdekini bilen, ey kalpleri istediği gibi evirip çeviren, ey kâinatı idare eden, ey her zerreye hitap eden, ey her mahlûkatın ihtiyacına cevap veren, ey her canlının rızkını veren, ey beynimizdeki damarlara hükmeden, ey küçücük mikro organizmalarla devleri dize getiren! ve ey kudreti sonsuz olan Allah’ım!

“Azabından affına, gazabından rızana sığınıyoruz. Ya Rabbi senin korkundan yine sana iltica ediyoruz. Sen yücelerden yücesin. Seni lâyık olduğun şekilde medh-ü sena edemiyoruz, seni ne kadar övsek yine övemiyoruz, sana lâyık bir şükürle şükredemiyoruz, ancak biliyoruz ki; sen kendini sena ettiğin (övdüğün) gibi yücesin.

Ya Rabbe-s semavati vel aradin! Her türlü şirkten, riyadan, zulümden, küfürden, hatadan, isyandan, koğuculuktan, fitne ve belâdan, görünür ve görünmez her türlü kötülüklerden, bilinir ve bilinmez her türlü şerlerden sana sığınıyoruz, muhafaza eyle ya Rabbi.

Bizleri, maddeye taparcasına dünyaya sarılmaktan ve yaratılış gayemizi unutmaktan muhafaza eyle ya Rabbi.

Bizleri, Kur’an ile amel eden ve Resulümüz (a.s.)’ın izinde yürüyenlerden eyle.

Kıldığımız namazları ve yaptığımız her tür ibadetleri dergâhı izzetinde kabul eyle Ya Rabbi.

Hayatımızı İslâm ile güzelleştir. Dünyanın aldatıcı lezzetlerine kanmamıza izin verme ya Rabbi.

Şu anda sana el açan kardeşlerimizin ölmüşlerine rahmet, kalanlarına imanlı hayat, bedenlerine sıhhat ve selâmet ihsan eyle ya Rabbi.

Senden özel istekleri olan ve bu duaya âmin diyen kardeşlerimizin isteklerini geri çevirme ya Rabbi.

Ya Zül Celâl-i vel İkram! Dinimizi yaşamak isteyen kardeşlerimize kolaylık ver. Dinsizlerin ve din düşmanlarının şerlerine bulaştırma ya Rabbi!

Yolunda kolaylıklar vererek dinimizi yaşama lezzetini cümlemize tattır ya Rabbi.

İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helâk etme ya Rabbi.

Dünya ve ahirette kusurlarımızı yüzümüze vurma ve bizi mahşerde rezil etme ya Rabbi.

Hesabımızı kolaylaştır. Defterimizi sağ elimize ver ve bizi dünya ve ahiret iyilerinden eyle Rabbi.

Eğri ile doğrunun ayrılacağı; bir kısım yüzlerin ağarıp, bir kısım yüzlerin kararacağı mizanda, yüzlerimizi ak eyle ya Rabbi.

Herkesin kendi grubunda toplanacağı o günde; Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in sancağının altında toplanmayı ve ona komşu olmayı cümlemize nasip eyle ya Rabbi.

Ey cennetlerin sahibi olan Allah’ım! Bizleri Firdevs cennetlerine kavuştur.

Ya ilâhel âlemin! İmanla yaşamayı bizlere nasib-i müyesser eyle. Son nefesimizde Kelime-i Şahadet ki; (buyurun hep beraber) “Eşhedu ella ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh” kelime-i mübinini söyleyerek imanla huzuruna varmayı cümlemize nasip eyle ya Rabbi.

Kulluğumuzun bütün noksanlıklarına “Estağfirullah el Azim" diyoruz. Ümmet adına istiğfarımızı kabul eyle ya Rabbi.

İlahi Ya Rabbi.Bu vesileyle Rasulullah efendimiz(S.A.V) " لَتُـفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَـلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا، وَ لَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ"

“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”[1] Hadisi Şerifine Mazhar olan,Cennet mekan Fatih Sultan Muhammed Han hazretlerine ve onun kahraman ordusuna ve dahi Sancak-ı Şerif-i Bizans surlarına diken Ulubatlı Hasan ve diğer gazi ve şehitlerimizede dua edıyoruz,sen kabul eyle Ya Rabbi!!

Dualarımızı; kabul edilen duaların, içimizdeki beli bükülmüş ihtiyarların, masum yavrularımızın ve senin yanında hatırı olanların hürmetine kabul eyle Ya Rabbi, Kabul eyle Ya Rabbi, Kabul eyle Ya Rabbi! Âmin

“ve ahiru de’vahum enil hamdu lillahi Rabbil âlemin.” [12]

El fatiha…

SELAM VE DUA ILE VESSELAM...
ABDÜLHAMİD KAYIHAN OSMANOĞLU....

Address

Mollafenari Caddesi, Türbedar Sk. No:15
Beyazıt
34120

Opening Hours

Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00
Sunday 09:00 - 17:00

Telephone

+905323950673

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Sultan II.Abdülhamid Han Hz. Türbesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Museum

Send a message to Sultan II.Abdülhamid Han Hz. Türbesi:

Shortcuts

Share