Bir döneme damgasını vuran, şu an çoğumuz için yaşayan bir eşya niteliğinde akıllarda kalan soba, ortak bir değer olarak hafızalarda yer tutmaktadır. yüzyılın en yaygın ısınma aracı olan soba, kent yaşamında işlevini kaybederek büyük oranda yerini yeni ısınma araçlarına bırakmıştır. Fakat bu yeni ısınma araçları, sobanın içimizi ısıtan sıcaklığının yerini dolduramamaktadır. Soğuk kış gecelerinde e
vin yalnızca bir odasını ısıtan sobanın aile birliğini sağlayabilme özelliği belki de hatıraların en güzeliydi. Aile fertlerini bir arada tutmak ve aile sıcaklığını yaşatmak evlerimizdeki sobanın en kutsal ve en gizemli göreviydi. Sobanın, ateşin keşfiyle başlayan uzun hikayesi, günümüzde kalorifer ve benzeri teknolojik ısınma araçlarının yaygınlaşmasıyla artık bitme aşamasında olsa da nesilden nesile aktarılacak olan soba başı hatıraları, sobanın sıcaklığını hiçbir zaman unutturmayacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi Soba Müzesi işte bu özlenen soba başı anılarımızı tekrar hatırlatacak, içimizi edebiyatın sıcaklığıyla ısıtarak bizi özlediğimiz çocukluk günlerimize doğru bir yolculuğa çıkaracak. Antalya Soba Müzesinde, kimimiz kuzinesinde pişirdiği kestaneyi, kimimiz sobasında kuruttuğu çamaşırı, kimimiz sobasının yanında uzanan kedisini, kimimiz sobasında pişirip içtiği kahveyi hatırlayacak…
Türkiye’de ilk defa yapılan bir çalışma ile Antalya Soba Müzesine “Türk Edebiyatında Soba” araştırmasıyla bütünlük kazandırılmıştır. Böylece Antalya Soba Müzesi, sobayı sadece bir obje olarak sunmaktan öte sobanın edebiyattaki sıcaklığını da ziyaretçiyle buluşturmayı amaç edinmiştir.