Gün Gün Kurtuluş

Gün Gün Kurtuluş 100 yıl önce bugün Kurtuluş Savaşı'nda ne oldu?

🇹🇷22 Aralık 191922 Aralık’ta, bir gün kalacağı Hacıbektaş’a geldi.Alevi önderi Hacıbektaş Dergahı Postnişini Çelebi Cema...
21/04/2026

🇹🇷22 Aralık 1919

22 Aralık’ta, bir gün kalacağı Hacıbektaş’a geldi.

Alevi önderi Hacıbektaş Dergahı Postnişini Çelebi Cemalettin Efendi ve Hacıbektaş Dede Postu Vekili Niyazi Salih Baba’yla, Kurtuluş Savaşı ve sonrası için görüşmeler yaptı.

Son derece aydın kişiler olan bu insanlara, girişilen mücadelenin amaç ve boyutunu bildirdiler.

Çelebi Cemalettin Efendi’yle yapılan görüşmede Cumhuriyet’ten bile bahsedildi.

Mustafa Kemal Samsun’da Havza’ya geldiğinde karşılayanlar arasında Çelebi Cemalettin Efendi de vardı.

Gittiği her yerde gördüğü kitlesel desteğin içinde, Aleviler önemli bir yer tutuyordu.

Beş yüz yıldır belki de ilk kez, Sünnisi ve Alevisiyle Anadolu Türklerinin tümü aynı amaçla onun çevresinde birleşmişti.

Böylesi bir birliktelik, saray ve işgalciler için, hiç beklemedikleri bir olaydı.

Alevi-Bektaşi ileri gelenleri daha sonra TBMM’de milletvekili olmaya çağrıldılar ve milletvekili oldular.

Çelebi Cemalettin Efendi, Birinci Meclis’e milletvekili oldu ve Meclis Başkan yardımcılığı yaptı.

Kurtuluş Savaşı’nda, millicilere karşı fetvalarla çıkarılan gerici ayaklanmalar, Anadolu’daki Alevi varlığı nedeniyle, belli bölgelerde sınırlı kaldı.

Aleviler, ayaklanmaların bastırılmasına olduğu kadar, yayılmasının önlenmesine de katkıda bulundular.

Mazhar Müfit anlatıyor:

"Sabahleyin hükümette birleştik.

Hacıbektaş’a gitmek üzere iki otomobille hareket ettik ve Hacıbektaş’a geldik.

Çelebi Efendi’nin sarayı denilen toprak sıvalı binanın selamlığının önünde durduk.

Bizi bir odaya aldılar.

Beş altı dakika sonra Çelebi Efendi geldi.

Paşa bizi takdim etti.

İlk mülakatlara mahsus havai sözler söylendi.

Sonra yemek yenildi.

Ve Paşa, Çelebi ile görüşerek tamamen Kuvayi Milliye taraftarı olduğuna dair söz aldı.

Bu müzakere pek uzun sürmedi.

Çelebi Efendi derhal vaziyeti kavradı ve adamlarına lazım gelen talimatı vereceğini vadetti.

Hatta Çelebi daha da ileri giderek cumhuriyet taraftarlığını ihsas ettirdi ise de Paşa zamanı olmayan bu mühim mesele için müspet veya menfi bir cevap vermeyerek tedbirli bir surette müzakereyi idare etti."

*İlk görseldeki foto yapay zeka ile oluşturulmuştur.

🇹🇷21 Aralık 1919Mustafa Kemal 21 Aralık’ta kentten ayrılırken, Kayserililere, gösterdikleri ilgi nedeniyle teşekkür bild...
18/04/2026

🇹🇷21 Aralık 1919

Mustafa Kemal 21 Aralık’ta kentten ayrılırken, Kayserililere, gösterdikleri ilgi nedeniyle teşekkür bildirisi yayınlar:

‘Kayserililerin Heyeti Temsiliye’ye açtığı kardeşlik kucağı o kadar sıcak ki, şükran duygularımızı açıkça söylemeye gerek gördük.

Bütün millet fertlerinin genel heyecan ile gösterdiği içtenlik; Heyeti Temsiliye’yi oluşturanların kişiliklerine değil, yöneldiği kutsal birlik anlayışına ve herkesin anlaşarak bir araya gelmiş olmasınadır.

Bu nedenle çok yüce bir niteliğe sahiptir.

Anadolu’nun kalpten heyecanına; yolculuğumuzun ilk konak yeri olan Kayseri’de temas ettik.

Bu temasın bıraktığı hatırayı ömrümüz oldukça koruyacağız.

Yolumuza devam ederken, Kayseri’nin arkamızda güçlü, yetenekli ve içten bir millet merkezi olduğunu düşünerek, her zaman kıvanç duyacağız.’

Mazhar Müfit ise o günü şöyle anlatıyor:

"21 Aralık 1919 Pazar günü Kayserili’lerin bir gün daha kalmaklığımızda ki ısrarlarına rağmen, hareket mecburiyetinde idik.

Çünkü Hacıbektaş’a da uğranılacaktı.

Bu mühim bir merkezdi.

Bütün Anadolu’daki 3-4 milyondan belki de daha ziyade miktarda Alevinin merbut bulundukları Çelebi, Hacıbektaş kariyesinde oturmakta idi.

O sabah 9’da Mucur’a hareket edilecekti.

Fakat hareket 9’da olmak lazım gelirken 10 dakika geç kaldığımızdan hareket müdürü söylenip duruyordu.

Bu on dakikayı birinci on beş dakikalık istirahatten keserek telafi edeceğini teemmül ile biraz öfkesi geçti.

Soğuk çok ziyade idi.

Himmetdede köyünde 15 dakika yerine 5 dakikalık bir mola ile tekrar yola düzüldük.

Öğle yemeği otomobillerde yenecekti.

Kayseri’lilerin yolluk olarak verdikleri börekler, sucuklar ve pastırmalar, piliçler her otomobile bu mola sırası taksim edildi.

Bu defa da kar yerine biraz yağmur yağdı ve gece 8:30’a doğru Mucur’a gelebildik.

Doğruca hükumet önünde durduk.

Kaymakam Cevat Bey bizi istikbal etti.

Paşa hükumette yatacaktı; biz de evlere taksim edildik."

🇹🇷20 Aralık 1919Mazhar Müfit anlatıyor:"Sabahleyin mükemmel bir kahvaltı yaptık,evet mükemmel diyorum,bizim aylardır ki ...
18/04/2026

🇹🇷20 Aralık 1919

Mazhar Müfit anlatıyor:

"Sabahleyin mükemmel bir kahvaltı yaptık,

evet mükemmel diyorum,

bizim aylardır ki tereyağ, kaymak, süt, bal gördüğümüz yoktu.

Bu gibi şeylerden mahrum kaldıktan sonra insan bir gün kavuşursa kıymetleri o zaman daha ziyade artıyor.

Paşa kahvaltıda yine şakaya başladı.

Ev sahibine:

‘Azizim, biz her sabah sütten kaymaktan bıktık.

Sizin meşhur pastırmanız vardır, üzerine birkaç taze yumurta kırılsa da daha kuvvetli bir kahvaltı alsak nasıl olur.

Bugün gezeceğimiz yerler var, öğle yemeğini biraz geç yiyeceğiz!’ dedi.

Ve paşa bana bir göz işareti yaptı.

Raşit ağa: ‘Baş üstüne efendim.’ diye fırladı gitti.

Paşa: ‘Öyle değil mi? Kaymaktan sütten baldan filan bıktık’ deyince bir kahkaha attık.

Beş on dakika geçmeden pastırmalı yumurta geldi.

Nihayet mükemmel bir yemek yedik demektir.

Arkadaşlar da birer birer geldiler, birleştik."

20 Aralık 1919 cumartesi sabahı Mustafa Kemal Paşa belediyeyi ziyaret etmiş,

Kayseri halkı ve bilhassa din adamları ile Raşid Efendi Kütüphanesi'nde toplantı yapmıştır.

Toplantıda Mustafa Kemal Paşa memleketin içine düştüğü durumdan ancak birlik ve beraberlik ile kurtulabileceklerini söylemiş ve toplantıda bulunanlardan yardımlarını istemiştir.

Bundan sonra Kayseri halkı üzerinde büyük etkisi olan itibarlı din adamı Kızıklızade Hoca Kasım Efendi’yi evinde ziyarete gitmişlerdir.

Bu görüşmede Hoca Kasım Efendi, Mustafa Kemal’e şöyle hitap etmiştir:

“Doğudan mavi gözlü bir zat gelecek ve bu vatanı kurtaracak. Allah’ül-alem, o zatı muhterem siz olsanız gerektir.”

Bu sözler ve ardından Hoca Kasım Efendi’nin yapmış olduğu dua Mustafa Kemal ve arkadaşlarını çok memnun etmiştir.

🇹🇷19 Aralık 1919Mazhar Müfit anlatıyor:"Kayseri’ye vasıl olan Mustafa Kemal Paşa, İmamzade Reşit Ağa’nın hanesine misafi...
09/04/2026

🇹🇷19 Aralık 1919

Mazhar Müfit anlatıyor:

"Kayseri’ye vasıl olan Mustafa Kemal Paşa, İmamzade Reşit Ağa’nın hanesine misafir edilmiş,

ben ve Hüsrev Bey de bu evde kalacak surette hazırlık yapılmış,

Rauf Bey Nuh Efendi’nin hanesinde ve diğer arkadaşlar da diğer zevatın hanelerine misafir edilmişler.

Saat gece yarısını geçmiş idi ki, yatak odalarına çekildik.

Paşa sağdaki odada, ben karşıdaki odada, Hüsrev Bey de yanımdaki odada mükemmel ve çok rahat yapılmış yataklara kavuştuk.

Rahat uyuduk.

Doğrusu Raşit ağanın misafirperverliğini unutamıyorum."

Cumhuriyet Mahallesi'nde yer alan ve Raşit Ağa Konağı olarak bilinen ev XIX. Yüzyılda yapılmış Geç Osmanlı Dönemine ait eski bir Türk evidir.

1978 yılında Kültür Bakanlığı'nca kamulaştırılan konak, yapılan restorasyon çalışmalarının ardından 1983 yılında "Atatürk Evi" olarak ziyarete açılmıştır.

Adres: Cumhuriyet, Mevlevi Cd. No:36, 38350 Melikgazi/Kayseri

---

Milletvekili seçimleri, 1919 Kasım sonu ile Aralık başında yapıldı.

Amaçları Anadolu’da ayrı devlet kurmak olan Hristiyan azınlık, Türk devletini artık meşru saymadığı için, seçimlere katılmadı.

Milletvekillerinin çoğunluğunu, millici adaylar oluşturdu;

Meclis’e seçilen 175 milletvekilinin 116’sı Müdafaa-i Hukuk listelerinden gelmişti.

Oysa seçimler, millici adaylar için çok olumsuz bir siyasal ortamda yapılmıştı.

Dün yapılan İstanbul seçimlerinde ise 100’e yakın aday arasından kazanan mebuslar şöyledir:

Osmanlı Bankası Yönetim Kurulu üyesi Hamit Bey, Baro Başkanı Celalettin Arif Bey, Yükseköğretim Müdürü-Devletler Hukuku Profesörü Ahmet Selahattin Bey, Dışişleri eski Müsteşarı Reşat Hikmet Bey, Şeyhülislamlık eski Müsteşarı Kemal Efendi, Kızılay Genel Yazmanı Dr. Adnan Bey, Kiyef eski Elçisi Muhtar Bey, Profesör Mişon Ventura, Dersim eski mebusu Lütfi Fikri Bey, Itibar-ı Millî Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Haşan Ferit Bey, Zeytinburnu Fabrikası Ustabaşısı Numan Usta

🇹🇷18 Aralık 1919Mazhar Müfit anlatıyor:Hareket günü sabah sekizde bankaya gittik.Bitlis valisi sabıkı imzasıyla bir sene...
19/03/2026

🇹🇷18 Aralık 1919

Mazhar Müfit anlatıyor:

Hareket günü sabah sekizde bankaya gittik.

Bitlis valisi sabıkı imzasıyla bir senet tanzim edildi, Bedri bey de tüccardan diye kefil oldu, bin lirayı aldık.

Karargaha geldiğimiz zaman hareket etmek üzereydiler.

Otomobillere bindik, en önde hareket müdürü Hüsrev Bey, ben, yüz başı Bedri ve Hakkı Behiç Bey’lerin bulunduğu otomobil ve sonra Paşa’nın ve arkasından heyetten bazı zevatın otomobilleri karargah mektebi sultaninin önünden hareket ettik.

Tarih 18 Aralık 1919 Perşembe saat dokuzdur.

Mektebin önünde halk toplanmıştı.

Hava çok soğuktu ve kar yağmakta idi.

Biz üç otomobille yola revan olduk.

Otomobiller açık olduğundan kar içinde gidiyorduk.

Sivaslıların candan alkışları arasında ancak saatte yirmi, yirmi beş kilometre süratle yola devama başladık.

Sivas’tan hareketimizden sonra bir köprübaşına, bir müddet sonra da ismi hatırımda kalmayan bir köye geldik.

Burada program mucibince 15 dakika mola verildi.

Köyün kahvesi önünde durduk, otomobillerden inenler hemen kahveye koşuyor, biraz ısınmak istiyorduk.

Birer çay da içtik.

Fakat sabahleyin Paşa, bankadan para alıp alamadığımı soramamış olduğundan bir sıra kahveden dışarı çıktı, bana da işaretle çıkmamı anlattı.

Çıkınca ‘Yahu para alabildin mi?’ dedi.

Ben: Aldım.

MK: Bizi Ankara’ya kadar götürebilir mi? Yeter mi?

Ben: İsraf etmezsek yeter gibi

MK: Yolda israf ne demek azizim?

Ben: Şuna 10 lira buna 5 lira bahşiş ver diye para sarf etmemek demek.

MK: Güzel ama yatacağımız yerlerde hizmet edenlere bahşiş vermeyelim mi?

Ben: Tabii vereceğiz, fakat miktarını bana bırakınız. İki lira verilecek yerde on lira veremeyiz. Kime verilmesini sizden sorarım fakat miktarı ben tayin edeyim.

MK: Tamam. Muvafık!

Bu sırada Hüsrev Bey’in otomobillere binmek üzere birinci düdüğü öttü, herkes bindi.

Hüsrev Bey tamam olduğunu görünce ikinci hareket düdüğünü çaldı ve saate bakarak: ‘Bir dakika geçirdik!’ dedi.

Köyden hareketimizden sonra, bir dağı aşmak üzere oldukça zahmet çektik.

Nihayet kar ve buzdan çok eziyet çekerek 19 Aralık 1919 Cuma günü Kayseri’ye yaklaştık.

🇹🇷17 Aralık 1919(Önceki gönderinin devamıdır.)Oysa, Doğu illerimizde böyle acıklı bir durum yoktu.Kesin olarak yakın bir...
11/03/2026

🇹🇷17 Aralık 1919

(Önceki gönderinin devamıdır.)

Oysa, Doğu illerimizde böyle acıklı bir durum yoktu.

Kesin olarak yakın bir fiilî tehlike de doğabileceğe benzemiyordu.

Uzak bir ihtimale göre, diyelim ki, doğudan Ermenilerin doğrudan doğruya bir saldırıya geçecekleri kabul olunsaydı bile, onun karşısında Kuvayı Milliye ile desteklenmesi kararlaştırılmış olan 15’inci Kolordu, kendilerinin (Kazım Karabekir) komutası altında hazır bulunuyordu.

Ne var ki, İzmir cephelerinde değişik nitelikte kuvvetler ve olumsuz kaynaklardan gelen zararlı etkiler vardı.

Adana’nın işgaline karşı daha cephe kurulamamıştı.

Bu bakımdan, uyulacak yöntem şudur ki, genel durumu yönetip yürütme sorumluluğunu üzerine alanlar, en önemli hedefe ve en yakın tehlikeye elden geldiği kadar yakın yerde bulunmalıdırlar.

Yeter ki, bu yakınlık genel durumu gözden kaybettirecek derecede olmasın!

Ankara bu şartları kendinde toplayan ve cephelere ve İstanbul’a demiryolu ile bağlı bulunan bir noktaydı.

-

Mazhar Müfit anlatıyor:

"Her şey hazırlandı artık yarın hareket ediyoruz.

Fakat mevcut nakdimiz ancak yol için yirmi yumurta, bir okka peynir ve on ekmeğe kifayet ettiğinden bunları aldırdık.

Zira banka müdürü bugün de gelmezse yolda bütün bütün aç kalmak ihtimali de vardı.

Bugünde direktör gelmedi; gönderdiğim habere yarın sabah dokuzda hareket edeceğimizden sekizde bankaya gelerek icabını icra edeceği cevabını aldık."

🇹🇷17 Aralık 1919Nutuk’tan/Efendiler, Heyet-i Temsiliye’nin merkezinin Ankara’ya nakli düşüncesi oldukça eskiydi.Bu düşün...
19/02/2026

🇹🇷17 Aralık 1919

Nutuk’tan/

Efendiler, Heyet-i Temsiliye’nin merkezinin Ankara’ya nakli düşüncesi oldukça eskiydi.

Bu düşünce ilk defa söz konusu olduğu sıralarda, Kâzım Karabekir Paşa’dan gelmiş olan bir telgrafı burada olduğu gibi aktaracağım:

"3.10.1919

Heyet-i Temsiliye’ye

Kuvayı Milliye’yi temsil eden yüksek heyetin, değil Ankara’ya, Sivas’ın batısına bile geçmemesi görüşündeyim.

Çünkü, Doğu illerinin Kuvayı Milliyesi demek olan bu heyetin uzaklaşması, bu illerin teşkilatsız kalmasına yol açacaktır.

Şimdiye kadar pek mantıklı olarak yönetilmekte olan Millî Mücadele’nin, öteden beri her teşebbüsümüzü kötü göstermek isteyen düşmanlarımıza karşı da tek yerden yönetilmesi için, Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’tan batıya geçmemesi görüşünde bulunduğumu arz ederim."

Efendiler, Kâzım Karabekir Paşa, davetimiz üzerine Sivas’a geldikten ve bizimle görüşmelerde bulunduktan sonra, şüphesiz bu telgrafla daha önce bildirdiği görüşünün yerinde olmadığını anlamış olacaktır.

Ancak, bu görüşündeki isabetsizliği anlamak için, mutlaka yüz yüze gelmeye hiç de ihtiyaç olmayacağı açıkça bellidir.

Bu görüşün dayandırılmış olduğu sebeplere şöylece bir göz atmak bile, onların yanlışlığını anlamaya yeter sanırım.

Bir defa, Heyet-i Temsiliye’nin yalnız Doğu illerinin millî gücünü temsil etmediğini ve belki bütün memleketin -Anadolu ve Rumeli’nin- millî güçlerini temsil ettiğini çoktan bilmiş olmak gerekirdi.

Bir de, Heyet-i Temsiliye’nin Sivas’tan Ankara’ya taşınması, Doğu illerinde teşkilâtsızlık doğuracak bir sebep olamazdı.

Heyet-i Temsiliye’nin Doğu illerine Sivas’tan telgrafla verdiği talimatı, aynı şekilde Ankara’dan verebileceğine de şüphe yoktu.

Buna karşılık, Heyet-i Temsiliye’nin Doğu illerinden çok Batı illerine ve İstanbul’a yakın bulunmasını gerektiren mantıklı sebepleri elbette çoktu.

Önce, Batı ve Güney-Batı illerimizden doğrudan doğruya düşman eline geçmiş olanlar vardı.

Bu illerimizi işgal eden düşman karşısında sağlam savunma cepheleri kurmak ve onların kuvvetlendirilmesini sağlamak gerekirdi.

(Devamı sonraki gönderide bulabilirsiniz.)

🇹🇷15 Aralık 1919Mustafa Kemal, Urfa mutasarrıfının 13 tarihli başvurusuna verdiği cevapta şunları yazdı:‘Dedikodulara as...
15/02/2026

🇹🇷15 Aralık 1919

Mustafa Kemal, Urfa mutasarrıfının 13 tarihli başvurusuna verdiği cevapta şunları yazdı:

‘Dedikodulara asla ehemmiyet verilmediğine emin olunuz.

Gayemiz her Müslüman gibi vatanı kurtarmaktır.

Mütarakeye aykırı en ufak bir hareketi bile protesto etmekten çekinmeyiniz.

Milli teşkilatın takviyesine ihtimam buyurunuz.

Fransızlar Müslüman ahaliye asla zülüm yapmayacaklarına, Ermeni çetelerini işgal bölgelerinden geri çekeceklerine dair vaat vermiş olduklarından,

Müslüman ahali ve milli teşkilat tarafından silahlı bir tecavüz vaki olmamalıdır.

Fakat Fransızlar ve Ermeniler sebebiyet verirse her türlü karşılık meşru ve vatanidir.’

-

Fransızların Doğu Bölgesi Komutanı General Operette, halkı yatıştırmak ve Fransızların bozulan durumunu düzeltmek amacıyla, 1500 kişilik kuvvetiyle Maraş’a geldi; şehrin ileri gelenlerini ve memurları toplayarak bir konuşma yaptı.

“Fransızlardan korkmaya lüzum yok.

Yollar yapacağız.

Refah ve saadeti sağlayacağız.

Herhalde paraya ve Fransa gibi bir manda idarecisine ihtiyacınız var” dedi.

Generale cevap veren Ali Sezai Efendi:

“Memurlarımızın maaşı dolgundur. Şikâyet eden yok!” dedi, işgalin ateşkes hükümlerine aykırı olduğunu söyledi.

Yarından sonra 447 kişinin imzasını taşıyan bir protesto metni Mutasarrıflığa verilecektir.

-

Robeck’in raporu:

“Geçen de, Sultan benimle konuşmak istedi.

Soru sormak için değil, kendi yerini ve durumunu düşündüğünden.

Fransız ve İtalyan yüksek komiserlerini topladım.

Bu görüşmenin faydasız olacağını söylediler.

Sultan kendisini bize teslim etti.

Çünkü tek dayanağı Majesteleri Hükümeti’dir.

Sultan barışın gerekliliğinden çok, Türkiye’nin bugünkü durumunun devamını düşünmektedir.”

Robeck, görüşme isteğini reddettiğini de bildirdi.

Kendisine “iyi ettiniz” cevabı verilecektir.

🇹🇷12 Aralık 1919Kilikya İşgal Bölgesi Komutanı Fransız Dufieux, Mersin’e ve oradan Adana’ya geldi. Adana’da hükümet kona...
10/01/2026

🇹🇷12 Aralık 1919

Kilikya İşgal Bölgesi Komutanı Fransız Dufieux, Mersin’e ve oradan Adana’ya geldi. Adana’da hükümet konağına ilk defa resmen Fransız bayrağı çekildi.

-

Yüksek Komiser Robeck’in raporları:

"Yüksek komiserliklerinden başlamak üzere birçok Fransız’ın Mustafa Kemal’e sempatisi var.

İzmir’in işgali ve Yunan zulümleri aleyhine Anadolu içlerinden telgraflar yağıyor. İşgalin infial yarattığı gerçek."

-

Boğazlar ve İstanbul’a göz diken Müttefikler, Türkiye için yeni bir başkent arıyor. Fransız Berthelot Konya’yı uygun gördüğünü bildirdi. Venizelos da Bursa’yı uygun görmüştü.

-

İfham’da Ahmet Ferit:

"Türkler ve Kürtler: Dört asır evvel kılıç iradesiyle değil, kalp iradesiyle birleşmiş iki milletin, şimdi aynı taht etrafında müttehit yaşamak için gösterdikleri şu sadakat, bizce Türk-Kürt müstakbel mutluluğu için bir ulu müjdedir."

-

Temsil Kurulu adına Mustafa Kemal, İngiliz temsilcileri ile Damat Ferit Hükümeti arasında 12 Eylül’de yapılan anlaşmanın suretini Karabekir’e bildirdi ve bunun aslını ele geçirmeye çalıştıklarını belirtti.

‘Adı geçen anlaşma 7 maddedir:

1-İngiltere, kendi mandası altında Türkiye’nin bütünlüğünü üstlenir.

2-İstanbul, hilafet ve saltanat merkezi olacak ve Boğazlar İngiltere’nin kontrolüne tabi tutulacaktır.

3-Türkiye bağımsız bir Kürdistan teşkiline engel olmayacaktır.

4-Buna karşılık Türkiye, İngiltere’nin Suriye ve Elcezire’deki hakimiyetini temin etmeyi ve hilafete ait kudretinin, İngiltere’nin Suriye havalisi ve Müslümanlarla meskün diğer kısımlarında kullanılmasını taahhüt eder.

5-Milli cereyanların önüne geçebilmek için Türkiye’de tesis edilecek olan yarı meşruti idareye karşı vuku bulacak tepkileri İngiltere hükumeti yatıştırmak için bir zabıta kuvveti ayıracaktır.

6-Türkiye Mısır ve Kıbrıs üzerinde tüm haklarından feragat ederek İngiltere hükumeti konferansta, Türk delegelerinin bu konudaki arzularını yerine getirmeye eğilimli olacaktır.

7-Barış şartlarının kararlaştırılmasından sonra, padişah 4.maddedeki hususları genişletmek için İngiltere ile ayrıca bir sözleşme yapacaktır.

Bu sözleşmenin hükümleri gizli tutulacaktır."

🇹🇷9 Aralık 1919Robeck, Yüksek Komiserlik memuru Hohler’in raporunu hükümetine sundu:‘Kürtler bütün ümitlerini İngiliz Hü...
05/12/2025

🇹🇷9 Aralık 1919

Robeck, Yüksek Komiserlik memuru Hohler’in raporunu hükümetine sundu:

‘Kürtler bütün ümitlerini İngiliz Hükümeti’ne bağlamış durumdalar.

Kürt bağımsızlığı sorunu İngiltere tarafından dikkatle incelenmelidir.

Mustafa Kemal gittikçe daha tehlikeli olmaya başladı.

Kürtleri Mustafa Kemal hareketine karşı kullanmak için her parayı ödemeye hazırız.’

-

Nutuk’tan/

Efendiler, hükûmet üyelerinin, düşmanların bozgunculuk maksadıyla ortaya attıkları söylentilere gerçek gözü ile bakıp, yine onların tavsiyelerini çare olarak uygulamaya kalkışacaklarına ihtimal verilebilir mi?

Bu soruya cevap vermek için sözü Harbiye Nâzırı Cemal Paşa’ya bırakmayı tercih ederim.

"Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne,

Yabancı temsilciler tarafından memleket içinde huzurun yerleşmesi ısrarla tavsiye olunuyor.

Anadolu’da bir katliama uğrayacakları endişesiyle korku içinde olan Hristiyan halkın, işgal altında bulunan yerlere sığınmakta oldukları söyleniyor.

Gerçi, işgal altındaki yerlere ve özellikle Adana bölgesine gidenler, o bölgedeki Ermeni nüfusunu artırmak maksadıyla gitmekte iseler de,

Anadolu’da huzurun bozulmuş olduğu ileri sürülerek, hükûmet tarafından yapılan yalanlamanın etkisi azalıyor.

Çünkü Hey’et-i Temsiliye tarafından verilen teminata rağmen, illerde bazı görevlileri değiştirmek, hükûmet işlerini sekteye uğratmak, zorla vergi toplamak gibi müdahalelerinin tamamiyle önü alınamadığından, yabancı çevrelerde de endişe devam etmektedir.

Devletimizin, bugünkü durumunda, geleceğimiz hakkında kararlar alacak olan devletlere karşı, tehdit edici bir tutuma girmesi her halde zararlıdır.

Bundan başka, temsilcilere, Heyet-i Temsiliye adına telgraflar çekilmesinin memlekette iki hükûmetin varlığını gösterdiği, Fransa temsilcisi tarafından açıkça söylenmiştir.

Tehlike anlarında sükûneti korumanın millî niteliklerimizden olduğu unutulmamalı, umutsuzluğun akla getireceği tehlikeli emellere vatanın çıkarları feda olunmamalıdır.

Arkadaşlara ve şubelere de vatanseverce tavsiyelerde bulunmak bir gerekliliktir.

Toplanması yaklaşmış olan Meclis-i Mebusan’ımızın, vatanımızın selâmeti için bütün gücü ile çalışacağı beklenmektedir."

🇹🇷7 Aralık 19193 Aralık 1919’da Demirci Mehmet Efe’nin, Mustafa Kemal’e gönderdiği telde belirttiğine göre, bir İngiliz ...
01/11/2025

🇹🇷7 Aralık 1919

3 Aralık 1919’da Demirci Mehmet Efe’nin, Mustafa Kemal’e gönderdiği telde belirttiğine göre, bir İngiliz Albayı’na Aydın ve İzmir’de tek bir Yunan kalmayıncaya kadar savaşacaklarını, araya İngiliz ve Fransız kuvvetleri girse bile silah kullanacaklarını kesin bir dille söyledi.

Albay sonradan haber göndererek bu son sözden üzüntüsünü belirtti.

İngilizlere karşı daha ılımlı bir dil kullanmayı tavsiye etti.

Mustafa Kemal’in Demirci Mehmet Efe’ye cevabı şöyledir:

Demirci Mehmet Efe’ye;

İngiliz miralayına evvelce vaki olan beyanatınız ve daha sonra gönderilen cevap, son derece iftihar vericidir.

Vatanı kurtarmak için hayatını fedayı göze almış zatıalileri gibi dindar, hamiyetkar bir cephe kumandanının kati ifadeleri, milletin azim ve kararını düşmanlarımıza en güzel ispat eder.

Aydın cephesinde bu son zamanda gösterilen yiğitçe mukavemet, siyasi vaziyetimize pek iyi tesirler yaptığını müjdelerim ve Cenab-ı Hakk’ın yardımıyla inşallah belki de çok kan dökmeden sevgili İzmir’imize kavuşacağız.

Dolayısıyla şimdilik ufak tefek baskınlarla düşmanı bunaltmak ve mevzilerin tahkimatını artırma ve takviye eylemek, maksada en uygun hareket tarzı olur.

Heyeti Temsiliye namına Mustafa Kemal

Address

Çukurambar Mahallesi. M. Yazıcıoğlu Caddesi
Ankara
06105

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gün Gün Kurtuluş posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Museum

Send a message to Gün Gün Kurtuluş:

Share

Category