Dilek Yarımadası Milli Park sınırları içerisinde yer alan köy, Mykale (Samson) Dağları'nın güney yamacında, milli parkın delta alanına hakim bir konumda bulunmaktadır. Doğanbey Köyü’nün eski adı çeşitli kaynaklarda Domatia, Domatya, Domatça ya da Damatça olarak geçmektedir. Söke’ye ait 275 no’lu şer’iyye sicilinde ise köyün ismi iki ayrı davada Tomatçe ve Tomanca olarak iki ayrı şekilde verilmişti
r. Rumca kökenli bu ismin, her biri büyük avlulara sahip oda şeklinde inşa edilmiş yapılara verilen nmotia dan türemiş olduğu belirtilse de bunun kesinliği ile ilgili herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. Ancak Rum kökenli bir isim olduğu kesindir ve Yunanistan’da aynı isme sahip birçok köyün bulunduğu bilinmektedir. Ekim 1575 tarihinde, Akçaşehir kazasının köyleri arasında Çeplice, Kızılkilise, Samson ve Yuvacolu gibi köylerin yanı sıra Atbergos, Bergostonuzu ve Tomadepe isimli köylere de rastlanmaktadır. Atbergos ve Bergostonuzu günümüzdeki Atburgazı ve Tuzburgazı köyleri olmalıdır. Bu iki köyün hemen ardından bahsi geçen Tomadepe Köyü’nün de Domatia ile olan isim benzerliği dikkat çekicidir. Ancak bu köyün günümüzdeki Doğanbey Köyü olduğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu tarihlerde köyle ilgili bunun dışında herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Oldukça kalabalık bir Rum nüfusa sahip Doğanbey Köyü’nün asıl gelişimi XIX. yüzyılda başlamıştır. Bölgenin ticari yaşamındaki hareketlenme, Batı Anadolu’nun zenginliğinden yararlanmak isteyen ada Rumlarının bölgeye göç etmesine neden olmuştur. Doğu Ege Adaları’nın yanı sıra Nakşa ve Tinos gibi uzak adalardan da Rumlar, sadece ticaret yapmak için değil, zengin Rum ve Türk ailelerinin yanında hizmetçilik yapmak, veba ve diğer salgınlar nedeniyle çekilen işgücü kıtlığının üstesinden gelmek isteyen Karaosmanoğlu ailesi gibi ayanların çiftliklerinde çalışmak için de gelmektedir.
İngiltere’nin her sömürgesinde uyguladığı siyaseti burada da uygulayarak, yerli halk ile kendi sermayesi arasında Rum Hıristiyan halkını aracı olarak kullanma yolunu tuttuğu görülür. Bunun için de Ege adalarında yaşayan ve nispeten yoksul olan Rum halkının Batı Anadolu vilayetlerine göçmelerini desteklemiştir. Göçmen Yunan asıllı halk özel teşebbüs yolu ile küçük işletmeler (sabun, yağ fabrikaları) ve ticarethaneler (bakkaliye, tuhafiye vs. dükkânlar) kurarak hem Anadolu’nun ham veya yarı işlenmiş maddelerinin İngiltere’ye ihraç edilmesini sağlamış, hem de İngiliz endüstri üretiminin Anadolu’da satılmasını kolaylaştırmıştır. yüzyılın ikinci yarısında İzmir-Aydın ve İzmir-Kasaba demiryollarının İzmir’in art bölgesinde yarattığı yeni iş fırsatları, adalardan gelen göçleri daha da yoğunlaştırmıştır. Bu gelişmelere bakıldığında, XIX. yüzyılın sonlarına gelen tam bu yıllarda, bölgedeki Domatia (Doğanbey) ve Kelebiç-Gelebeç (Güllübahçe) gibi Rum köylerindeki büyüme ve gelişme hiç de şaşırtıcı değildir.
1895 yılında merkez kaza konumundaki Söke’de kurulan Gureba-yı İslam hastanesi dışında, Bağarası ve Domatia gibi köylerde de birer hastane bulunması bu köylerin ne denli büyük ve önemli olduğunu gösterir niteliktedir.
1895 yılına ait Aydın Vilayeti Salnamesi’ne göre Gelebeç ve Domatia Söke kazasının en kalabalık köyleri olarak gösterilmektedir.
1900 tarihli Salnamede ise Söke ve köylerindeki toplam Müslüman nüfus 15.496 iken Rum nüfus 11.763’dür. Yine bu salnameye göre Söke kazasının toplam 54 köyü bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; Atburgazı, Atburgazı Tahtacı, İslam Tuzburgazı, Hıristiyan Tuzburgazı, Balat Burgazı, Akköy Hıristiyan, İslam Yorani, Hıristiyan Yorani, Gülbenc Hıristiyan, Gülbenc Tahtacı gibi Hıristiyan ve Müslüman mahallelerinden oluşan köylerdir. Tahtacı olarak anılanlar ise Alevi inanışına sahip Yörük köyleri olmalıdır. Doğanbey Köyü ise sadece Hıristiyan Tomanca Burgazı olarak geçmektedir.
21 Nisan 1922 tarihinde İtalyan birliklerinin Söke’den ayrılmasından sonra, bölge Yunan ordusu tarafından işgal edilmiştir. Büyük Taarruzun hemen ardından ise yenilen Yunan ordusu işgal ettikleri Türk topraklarından geri çekilmeye başlamış, geri çekilirken geçtikleri ve boşalttıkları yerleri Söke’ de dahil olmak üzere tahrip edip yakmışlardır.
Çekilen Yunan ordusu ile birlikte, Domatia (Doğanbey) Köyü de dahil Söke ve çevresindeki köylerin Rum ahalisinin bir çoğu da evlerini terk ederek Yunanistan’a kaçmak zorunda kalmışlardır. Kalan az sayıdaki Rum halkı ise, iki ülke arasında 30 Ocak 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşmasının bir eki olarak imzalanan “Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi” sonrası zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Bu tarihten sonra, Yunanistan ve çevresinden bölgeye Müslüman nüfus yerleştirilmeye çalışılmış ancak bu işlemin birkaç yıl sürmesi, birçok arazinin işlenememesine ve evlerin bir süre boş kalmasına neden olmuştur.
1940 ve 1955 yıllarında bölgede iki önemli deprem olmuştur.
Özellikle 1955 Söke-Balat Depremi, XX. yüzyılda bölgede meydana gelen depremler arasında en dikkat çekici olanıdır. Bu deprem sonucunda Doğanbey Köyü’nde 7 ev ve 1 samanlık tamamen yıkılmış, 15 ev ise kısmen zarar görmüştür. Doğanbey Köyü artan nüfusuna karşın gelişmeye müsait olmaması, sokaklarının dar ve dik oluşu, aşırı rüzgâr alması ve tarım arazilerine uzak oluşu gibi nedenlerle 1985 yılında tamamen boşaltılmış ve Yeni Doğanbey adıyla köyün hemen aşağısında yol kenarında yeni bir yerleşim yeri kurulmuştur.
Özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısında önemli bir gelişme gösteren köyde, günümüze gelebilmiş konutlar dışında, artık Dilek Yarımadası Milli Parkı Ziyaretçi Tanıtım Merkezi olarak hizmet veren o döneme ait bir hastane binası, büyük ölçüde yıkık bir kilise, köy girişinde bir şapel, çok sayıda çeşme, mübadele sonrası bölgeye yerleşen Müslüman nüfus tarafından 1950’li yıllarda inşa edilmiş bir cami ve çeşitli hizmetler için inşa edilmiş çok sayıda ticaret yapısı yer almaktadır. Köydeki ticaret yapılarının çokluğu, XIX. yüzyıl sonlarında çevre adalarla olan yoğun ticari ilişkilerin bir sonucudur. Doğanbey (Domatia) Köyü’nün sahilinde bulunan Karina bölgesi ve burada inşa edilmiş olan gümrük binaları bölgenin adalara ve dış dünyaya açılan kapısıdır. Naci Bilen