ülke bilgileri
Seul Güney Kore'nin tam kuzey batısında yer alıyor ve Kuzey Kore sınırına olan uzaklığı şehir merkezinden itibaren sadece 40 km . Hem modern hem de tarihi bir mega şehir olan Seul, 16. yüzyıllarda Japonlar tarafından yerle bir edildi ve hatta Kore savaşında şehrin neredeyse tamamı yok edildi ve 1950'li yıllarda yeniden inşa edildi. Bütün bunlara rağmen, tapınaklarında ve pagodaların
da, muhteşem saraylarında ve büyülü bahçelerinde hala tarihin gizli sırlarını barındırmayı başarıyor. 16 kilometre uzunluğundaki şehir surları ile halen çevrili olan Seul, günümüzde modern teknolojiyi tarih ile bütünleştiriyor. Koreliler tarihlerine çok değer verdikleri için mimarilerini çok iyi korumuşlar ve bugünkü kozmopolit Seul'un bile her köşesinde mutlaka tarihten bir ize rastlıyorsunuz.
1988 Seul Olimpiyatları'nın şehrin gelişimine çok büyük bir katkıda bulunduğu inkar edilemez, olimpiyatlardan sonra dünyaca tanınan Seul, müthiş bir hızla modernleşmeye başladı ve günümüzün en önemli başkentlerinden biri haline geldi. Seul, hükümet binaları, bankaları, iş merkezleri ve üniversiteleri ile Güney Kore'nin en önemli finansal, politik ve kültürel merkezi. Seul'un turistlere çekici gelmesinin nedenlerinin başında uygun fiyatlı güzel otellerinin bulunması ve çok iyi işleyen bir toplu taşıma sisteminin olmasıdır. 12 milyonluk bu mega şehri Han-Gang nehri ikiye bölüyor. Şehir merkezi diyebileceğimiz Chung-gu, şehrin kuzeyinde turistik ve uygun fiyatlı otellerin bulunduğu Chongno-gu ve en güneyde alışveriş için en güzel dükkanların bulunduğu ve gece hayatının kalbinin attığı It'aewon-dong
Namsan dağının güneyinde yer alan It'aewon-dong, turistlerin ve alışveriş yapmak isteyenlerin en çok rağbet ettikleri kent. Şehrin en seçkin ve en zengin muhiti olan güneydeki Kangnam'ın turistler için pek çekici olduğunu söyleyemeyiz çünkü tarihi değere sahip yapıtlar daha çok kuzey bölgelerde yer alıyor. Seul sokaklarında kaybolmanız çok muhtemel, çünkü adresler ve sokak numaraları çok düzensiz bir şekilde yerleştirilmiş. Eğer Japonya'da bulunduysanız ne demek istediğimizi anlıyorsunuzdur! Bir turist olarak gittiğinizde sizin için en gerekli şey çok ayrıntılı bir harita olacaktır. Hatta Seul'un yerlileri için bile sokakta yön bulmak her zaman kolay olmuyor! Bunun sebebi, sokak numaralarının birbirini takip eden sayılar olmaması, rastgele sayılar olması ve sokakların çok düzensiz bir şekilde sıralanıyor olmasıdır. Türkiye'de yaşayan insanlar olarak buna pek de yabancı olmadığımız düşünüldüğünde, biz Türkler için yönümüzü bulmak daha kolay olacaktır! Seul yıl boyunca çok güzel, ne zaman gideceğinize karar vermek size kalmış. Sonbahar ayları (Eylül, Ekim, Kasım) turistlerin en çok tercih ettiği zamanlar, çünkü sonbaharda güzel havanın keyfini çıkarabiliyor ve dünyanın en güzel ormanlarında muhteşem renkler görebiliyorsunuz. Seul'da kışlar sert geçebiliyor, ve çoğu zaman karlı oluyor. Bahar başında (Şubat) başlayan kiraz mevsimini kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Yazlar ise oldukça sıcak ve nemli olduğundan turistler açısından pek de çekici değildir. Seul'e yapacağınız seyahatin Koreliler'in yerel tatil zamanlarına denk gelmemesine dikkat edin, çünkü sokaklardaki ve toplu taşıma araçlarındaki binlerce insanla, dükkanlardaki çılgın kalabalıkla başa çıkamayabilirsiniz. Tatil Günleri
Yeni Ay Yılı (Solnal): Yeni ayın ilk günü bütün ülkede kutlanır. Şehrin birçok yerinde düzenlenen geleneksel dans festivallerini ve birbirinden ilginç showları izleyebilirsiniz. Buda'nın doğumgünü: Ay takvimine göre ilk dördün'ün sekizinci gününe, yani Nisan - Mayıs zamanlarına denk gelir. Geleneksel olarak her sene Youido Plazato Chogyesa Tapınağı'ndan yürüyüş düzenlenir. Kore Şükran Günü (Ch'usok): Ay Festivali diye de anılır ve Eylül - Ekim zamanına denk gelir. Şükran Günü Koreliler için çok önemlidir ve herkes ailesiyle birarada olur. Bunlardan başka yıl boyunca düzenlenen birçok festival vardır. Bu festivallerde geleneksel Kore kıyafetleri görülebilir ve geleneksel müzikler dinlenebilir. YİYECEK & İÇECEK
Kore yemekleri besleyici, vitamini bol ve genelde düşük kalorilidir. Sebze ağırlıklı bir mutfak olduğu için kilo almaktan korkmadan herşeyi yiyebilirsiniz. Dünyaca ünlü Kore mutfağında öne çıkan tadların başında bol sarmısak ve kırmızı biber gelir. Ayrıca lezzeti artırmak için çeşitli baharatlar, soya sosu, susam yağı ve zencefil de kullanırlar.
17. yüzyılda Kore mutfağına kırmızı biberin girmesiyle Kore yemeklerinde bir devrim yaşandı diyebiliriz. Koreliler kırmızı biber sayesinde balıkları ve sebzeleri günlerce saklamanın yolunu buldular, ve bu şekilde Kimchi ortaya çıktı. Koreliler'in geleneğinde yemekleri arka arkaya servis etmek yoktur, bütün yemekler aynı anda masaya konur. Ana yemek her zaman çorba, pilav ve kimchi ile tamamlanır. Soya sosu, susam yağı, sarmısak ve baharatlarla marine edilmiş ızgara dana eti olan Pulgogi'yi denemenizi tavsiye ediyoruz. Restauranlarda Hanjongshik ısmarlayınca,
Kimchi:
Kimchi
Kimchi, Kore'ye özgü geleneksel bir sebze yemeğinin genel adı. Kore mutfağında çok önemli bir yeri vardır ve her öğünde "olmazsa olmaz" diyebileceğimiz bir yemektir. Koreliler için Kimchi'si bir öğün düşünülemez, genelde pilav ve ana yemek ile birlikte servis edilir. Temelde Kore lahanası ve turpla yapılır ama 187 farklı yöresel çeşidi vardır. Sebzeler baharatlandıktan sonra birkaç gün mayalanmaya bırakılır. Kimchi yaparken kullanılan sebzeler isteğe ve mevsime göre değiştirilebilir, bu yüzden çok kimchi çeşidi vardi. Ancak, en çok kullanılan sebzeler lahana ve turptur. Çok az kalorili bir yiyecek olan Kimchi, mayalandıktan sonra günlerce buzdolabında saklanabilir. Mayalanma sonucu oluşan mikroorganizmaların ve organik asitlerin insan vücuduna birçok faydası olduğu biliniyor. Kimchi bugün hem içerdiği besin değeri hem de kendine özgü acılı ve keskin tadıyla dünyaca ünlenmiştir. Hatta Kore'de ulusal Kimchi festivalleri bile düzenlenir. Kimchi tarifi:
Malzemeler:
5 baş Kore lahanası, 2 adet beyaz turp, bir demet su teresi, 2 demet yeşil soğan, 2 kase kırmızı toz biber, 4 yemek kaşığı tuz, 4 yemek kaşığı şeker, 5 diş sarmısak,1 kök taze zencefil, 1 kase tuzlu karides suyu, ve istenirse taze istiridye. Hazırlanışı:
Lahanalar ikiye ya da dörde bölünür. Lahanalar tuzlanıp 4 saat bekletilir ya da tuzlu suda 12 saat bekletilir. Turplar dilimlenir ve su teresi 5 cm uzunluğunda kesilir. Yeşil soğanlar ince ince dilimlenir, sarmısak ve zencefil dilimlenir veya dövülür. Tuzlu karides suyu kırmızı toz biberle karıştırılır. Az acılı Kimchi tercih edenler kırmızı biber miktarı azaltabilir. Bu karışıma dilimlenen turplar, su teresi, yeşil soğanlar, sarmısak ve zencefil eklenerek hepsi elle karıştırılır. Lahanalar yıkanarak süzülür. Hazırlanmış olan karışım lahana yaprakları arasına doldurulur. Karışımı lahanaların aralarına iyice yaydıktan sonra her lahana en dıştaki yaprağı ile kapatılır ve bütün lahanalar toprak bir kaba teker teker yerleştirilir. İlk mayalanma için oda sıcaklığında bir veya iki gün bekletildikten sonra buzdolabına konur. Küçük parçalar halinde kesilerek servis edilir. "Mat-itkae Duseyo!" (Afiyet olsun!)
Yeşil Çay
Kore'ye ilk defa Goryeo hanedanlığı zamanında gelen Yeşil Çay, ülkenin en çok tercih edilen geleneksel içeceği. Tarihte yaşil çayın en çok Budist keşişler tarafından tercih edildiği biliniyor ve rahatlatıcı özellikleri sebebiyle meditasyonun da vazgeçilmez bir parçası. Budizm'in yasaklandığı Joseon Hanedanlığı zamanı hariç her dönemde popülerliğini korudu. Günümüzde ise artık Yeşil Çay'ın sağlık açısından birçok yararı olduğu çok iyi biliniyor. Koreliler için çay içmek yalnızca bir zevk değil, aynı zamanda yaşam tarzlarına yerleşmiş çok köklü bir gelenek. Koreliler için çayın hazırlanması, servis edilmesi ve içilmesi adeta bir seremoni haline gelmiş ve bu merasime "Dado" diyorlar. Koreliler çay yapmayı bir sanat olarak görüyor. Çünkü "da" çay demek ve "do" ise birşey yapma, oluşturma sanatı anlamına geliyor. Geleneklere göre çay demlendikten sonra bardaklara çok fazla doldurulmamalı. Her bardağa çok az konmalı ve bittikçe servis eden kişi bardakları tekrar doldurmalı, çünkü çayın tadı ve rengi durdukça güzelleşiyor.
Çayların 6 temel tadı oluyor: tatlı, ekşi, acı, tuzlu, asitli, biberli. İlk olarak içenin dilinde keskin bir tat bırakıyor ama eğer çayı ağızda bir süre tutulduktan sonra gerçek tadını hissettiriyor. Ayrıca çayın tadını ve rengini alabilmesi için mutlaka iyi demlenmesi gerekiyor. Kore'de Yeşil Çayın haricinde meyve aromalı ve bitkisel çaylar da bulunuyor. Örneğin Tarçın çayının ateş düşürücü, pirinç çayının soğuk algınlığını önleyici, mısır çayının ise hazımsızlığı giderici özelliği bulunuyor. GÖRMEDEN DÖNMEYİN
Ch'angdokkung Sarayı
Tarihi Seul:
Şehrin turistik açıdan en ilgi çekici yeri kuşkusuz orta ve kuzey yöreleridir. Bu bölgenin tarihi ve sofistike yapısı çevredeki modern şehir ile oldukça ilginç bir tezat oluşturur. Seul'un kuzey kesiminde eskiden soylu sınıfı ve en zenginler yaşıyordu. Bu yüzden de bütün kraliyet sarayları, gösterişli malikaneler ve tarihi yapılar kuzey kesimde bulunur. Etrafta yürürken birbirinden güzel ahşap oymalı kapılı, pirinç tokmaklı tarihi evlere rastlayacak ve bu özgün mimari karşısında büyüleneceksiniz. Mutlaka görmeniz gereken ihtişamlı Kyongbokkung Sarayı'na hayran kalacaksınız. Kyongbokkung Sarayı'ndan sonra National Folk Museum'a uğrayabilir, Samch'ongdonggil'de gezebilirsiniz. Samch'ongdonggil'de geleneksel çay dükkanları ve sanat galerilerini bulabilir, çağdaş artistlerin eserlerini görebilirsiniz. Yi Hanedanı Sarayları:
Çok yüksek duvarlar tarafından çevrili olan bu saraylar, 500 yıl boyunca varlığını sürdüren Yi Hanedanı zamanında 14. yüzyıl sonlarında imparatorlar tarafından yaptırılmıştır. Bazıları zaman içinde yıkılmış ve yok olmuş olsa da çok büyük bir araziye yayılmış bulunan bu sarayların hepsini gezmek birkaç gününüzü alacaktır. Bugünkü saray hanedanının yaşadığı ve Seul'un en eski sarayı olan Ch'angdokkung Sarayı'nı yalnızca rehberli bir tur eşliğinde görebilirsiniz. Çok sıkı güvenlik önlemleri altında korunan bu sarayın içinde 32 hektarlık muhteşem bir Gizli Bahçe bulunuyor. Koreliler'in inancına gore Gizli Bahçe'de bulunan Pullomun kapısının altından geçenler sonsuza kadar genç kalıyor. Haengju
Youido Adası:
Seul'un Manhattan'ı diyebileceğimiz Youido'da, çok sayıda iş merkezi ve yönetim binası bulunuyor. Inanılmaz boyutlardaki Youido Plaza'nın çevresi, özellikle Pazar günleri oldukça kalabalık oluyor. Full Gospel Kilisesi'ndeki Pazar ayinleri 50,000 kişinin katılımı ile dünyanın en büyük cemaatini oluşturuyorlar. Kore'nin en yüksek binası olan DLI 63, en üst katından nerdeyse Seul Kulesi kadar güzel bir manzarayı gözler önüne seriyor. It'aewon
Seul'un eğlence ve alışveriş merkezi olan It'aewon'da çok uygun fiyatlara herşeyi satın alabilmeniz mümkün! Ayrıca Koreliler için her alışverişte pazarlık etmek adeta bir gelenek haline geldiğinden pazarlık etmekten hiç çekinmeyin. Özellikle deri giysileri ve hediyelik eşyaları pazarlık ederek oldukça ucuza alabilirsiniz. Namsan Parkı
Namsan Parkı
Namsan Dağı eski Seul krallığı'nın güney sınırlarını oluşturduğundan Namsan Parkı'nda hala şehir surlarının izlerine rastlamak mümkün. Parkın batısında yer alan Namsan Botanik Bahçeleri'ni de gezebilir, tropikal bitkiler ve çiçekler arasında bol bol oksijen alabilirsiniz. Han-Gang River Cruise
Seul'un tam ortasından geçen Han-Gang nehrinde gemi ile dolaşmak Seul'de yapılabilecek en ilginç ve romantik turistik aktivitelerden biri. Gemiler başlıca dört limana uğruyor: Yeouido, Jamsil, Ttukseom, Yan. Seul Kulesi
483 metrelik bu kule, dünyanın üçüncü en büyük kulesi. Kuleye çıkarak çok hoş Seul fotoğrafları çekebilir, dilerseniz hediyelik alışveriş yapabilir ve kulenin çevresi tamamen camlarla kaplı restauranında şahane bir manzara karşısında yemek yiyebilirsiniz.
Şehit Anıtları
Seul'de mutlaka görmeniz gereken 13,000 parçanın sergilendiği çok iyi oluşturulmuş bir müze. Bu müzede Kore savaşının bütün izlerini bulabiliyorsunuz, ayrıca Wietnam savaşı'na Kore'nın nasıl katıldığını gösteren bölüm de oldukça ilginç.